Başvurucu, hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca mal varlığına konulan tasarruf yetkisini kısıtlayıcı şerhlerin ve tedbirlerin kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet, adil yargılanma ve dilekçe haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin derece mahkemesinden temin ettiği bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucunda, başvuru yapıldıktan sonra 13 Nisan 2022 tarihinde şerhin kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın başvurucuya tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Ancak başvurucu, yargılamayı doğrudan etkileyecek nitelikteki bu gelişmeyi Anayasa Mahkemesine bildirmemiştir.
Mahkeme, başvurunun değerlendirilmesinde esaslı bir unsur olan yeni gelişmeyi bildirmeyerek doğru bir kanaat oluşmasını engelleyen başvurucunun başvuru hakkını kötüye kullandığı sonucuna varmış ve başvurunun reddine hükmetmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkında disiplin para cezası uygulanmasına gerek görülmemiştir.
Öne çıkanlar
- Mal varlığına konulan tasarruf şerhinin kaldırılmasına ilişkin şikâyet incelenmiştir.
- Yargılama sürecinde kısıtlama şerhinin kaldırıldığı ve başvurucuya tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
- Önemli gelişmelerin Mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle başvuru hakkının kötüye kullanıldığına karar verilmiştir.
- Başvuru reddedilmiş, ancak başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURAK KOÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/44452)
| Karar Tarihi | 2/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Ahmet Faruk TANYILDIZI |
| Başvurucu | Burak KOÇ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi kapsamında uygulanan tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yönelik şerhin kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan yürütülen yargılama neticesinde İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 13/12/2017 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmiştir. Ayrıca kararda mahkûmiyetlerine karar verilen ve aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında taşınmazlarına, kara, deniz, hava ulaşım araçlarına devir, temlik ve bunlarla ilgili hak tesisinin önlenmesi ve tasarruf yetkisinin kısıtlanması için şerh düşülmesine, bu kişilerin yardımlaşma kurumlarından ve sandıklardan olan alacaklarına, banka hesaplarına tedbir konulmasına karar verilmiştir.
3. Başvurucu, 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında uygulanan tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yönelik şerhin ve hakkında uygulanan tedbirlerin kaldırılmasını Mahkemeden talep etmiştir. Mahkemece başvurucunun taşınmazlarına, kara, deniz, hava ulaşım araçlarına, yardımlaşma kurumlarından ve sandıklardan olan alacaklarına konulan tedbirin aynen devamına, banka hesaplarına konulan tedbirinse kaldırılmasına 31/3/2020 tarihinde karar verilmiştir. Başvurucu anılan ek karara itiraz etmiştir. Mahkemece başvurucunun itiraz dilekçesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine (Bölge Adliye Mahkemesi) 12/7/2021 tarihinde gönderilmiştir.
4. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hâlen bir cevap verilmediğini belirterek 24/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
5. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesinin 11/3/2026 tarihli yazısıyla Mahkemeden başvurucu hakkındaki 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında uygulanan tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yönelik şerhin kaldırılıp kaldırılmadığına ilişkin kararlar istenmiştir. Mahkemenin cevap yazısında, başvurucu hakkındaki 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamındaki tedbirin 13/4/2022 tarihli ek karar ile kaldırıldığı bildirilmiş ve anılan karar cevap yazısı ekinde gönderilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan sorgulamadaysa 13/4/2022 tarihli ek kararın başvurucuya 22/4/2022 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
8. Başvurucu; hiçbir gerekçe gösterilmeden mal varlığı değerlerine tedbir konulduğunu, tedbirin uzun süreden beri devam ettiğini, Mahkemece tedbirin kaldırılması talebinin reddedildiğini, bu karara yönelik herhangi bir itiraz yolu gösterilmediğini, dilekçelerine cevap verilmediğini belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve dilekçe haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 51. maddesi şöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
10. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilir."
11. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
12. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılmasıyla söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29).
13. Başvuruya konu olayda başvurucu, 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamında uygulanan tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına yönelik şerhin kaldırılmamasından yakınmıştır. Bu kapsamda şerhin devam edip etmediği başvurucunun mağdur statüsünün değerlendirilmesi bakımından oldukça önem taşımaktadır. Bireysel başvuru sonrası Mahkemece, başvurucu hakkında uygulanan 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi kapsamındaki şerhin kaldırılmasına 13/4/2022 tarihinde karar verilmiştir. Buna karşılık başvurucu, Anayasa Mahkemesini bu konuda bilgilendirmemiştir.
14. Bu bilgiler ışığında yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu olmayıp başvurucunun başvurunun değerlendirilmesiyle ilgili esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği görülmüştür. Bireysel başvuru tarihinden sonra vuku bulan ve bireysel başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
15. Başvurunun mahiyeti gözetildiğinde 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.