Başvuru, D2 yetki belgesi kapsamı dışında yolcu taşımacılığı yapıldığı gerekçesiyle Karayolu Taşıma Yönetmeliği uyarınca başvurucu şirkete 50 uyarma cezası verilmesi ve aracının yetki belgesinden resen düşürülmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun söz konusu idari işlemlere karşı açtığı iptal davası idare mahkemesince reddedilmiş, istinaf başvurusu da esastan kesin olarak reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, idari suç ve cezaların kanunda açıkça yer alması gerektiğini hatırlatmıştır. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nda kapsam dışı taşımacılık faaliyeti için yalnızca idari para cezası öngörüldüğü, taşıt belgelerinden düşüm gibi yaptırımların hangi idari kural ihlaliyle doğacağının kanunda gösterilmeyip doğrudan yönetmelikle düzenlendiği belirtilmiştir.
Mahkeme, çerçevesi kanunla çizilmeyen yönetmelik hükmü dayanak alınarak uygulanan yaptırımın Anayasa'nın 38. maddesinde korunan suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır. İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine ve tazminat taleplerinin reddine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Öne çıkanlar
- AYM, çerçevesi kanunla belirlenmeyen yönetmeliğe dayalı yaptırım uygulanmasını anayasaya aykırı buldu.
- Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine hükmedildi.
- İhlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yetkili idare mahkemesine gönderilmesi kararlaştırıldı.
- Başvurucu şirketin maddi ve manevi tazminat talepleri reddedildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CET TURİZM TAŞ. OTO. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/3311)
| Karar Tarihi | 2/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Leyla Nur ODUNCU |
| Başvurucu | CET TURİZM TAŞ.OTO. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. |
| Vekili | Av. Mehmet ÇAVDAR |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kanunda kabahat olarak sayılmayan bir fiilden dolayı idari yaptırım uygulanması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu Şirket, merkezi Çorlu'da olmak üzere -diğerlerinin yanında- kara yolunda taşıyıcılık hizmetleri yapmak amaç ve konusu ile 2007 yılında kurulmuştur.
3. 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamına giren taşımacılık, acentelik, taşıma işleri komisyonculuğu, taşıma işleri organizatörlüğü, nakliyat ambarı işletmeciliği, kargo işletmeciliği, lojistik işletmeciliği, dağıtım işletmeciliği, terminal işletmeciliği ve benzeri faaliyetlerde bulunacak gerçek ve tüzel kişilerin yapacakları faaliyetlere uygun olan yetki belgesini ya da belgelerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından almalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucu Şirketin D2 yetki belgesi ile işlettiği karayolu taşıtları bulunmaktadır.
4. 8/1/2018 tarihli ve 30295 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 6. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan hükme göre D türü yetki belgesi, otobüsle tarifeli veya tarifesiz yurt içi yolcu taşımacılığı veya hususi taşımacılık yapacak gerçek ve tüzel kişilere verilmektedir. D türü yetki belgesinin içerdiği yetkiler bakımından alt ayrımları bulunmakta olup D2 yetki belgesi, ticari ve tarifesiz olarak yapılacak yolcu taşımacılığı için gerekli olan belgedir. Bu kapsamda başvurucu Şirket, önceden bir taşıma hattı ve taşıma güzergâhı ile bir zaman ve ücret tarifesi belirlenmeksizin grup yolcu durumuna göre arızi veya mekik sefer düzenlenerek yapılan düzensiz ve grup yolcu taşımacılığını, bu yetki ekinde kayıtlı araçlarıyla ticari olarak yapma yetkisine sahiptir.
5. İstanbul Valiliği Şehit Şakir Koç Bölge Trafik personelince D-100 Kuzey karayolu üzerinde yapılan denetimde başvurucu Şirkete ait D2 yetki belgesine kaydedilmiş 59 PZ 407 plakalı minibüs ile kapsam dışı yolcu taşımacılığı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 9/1/2019 tarihli ihlal tespit tutanağı tutulmuş, Yönetmelik'in 30. maddesine 31/12/2018 tarihli ve 30642 sayılı 4. mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 10. maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkrası kapsamında Şirkete 50 uyarma verilmiştir.
6. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı I. Bölge Müdürlüğünün 11/1/2019 tarihli ve "30/4 50 Uyarma" konulu yazısı ile başvurucu Şirketin D2 yetki belgesi ile tarifesiz yolcu taşımacılığı yapma yetkisi bulunduğu, yapılan denetimde bu yetkiye aykırılığın tespit edildiği, ihlal tespit tutanağı düzenlenerek Şirkete 50 uyarma verildiği ve 59 PZ 407 plakalı taşıtın ilgili yetki belgesinden 11/1/2019 tarihinde resen düşüldüğü, bu kapsamda bahse konu taşıt ile taşımacılık faaliyetinde bulunulmasına devam edilemeyeceği, aksi hâlde hakkında idari para cezası düzenleneceği bildirilmiştir.
7. Başvurucu, ihlal tespit tutanağına ve aracının D2 yetki belgesinden resen düşülmesine ilişkin işleme karşı İstanbul 6. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır.
8. Davalı idare; yapılan denetimde başvurucu Şirket adına kayıtlı minibüs ile düzenli yolcu taşımacılığı yapıldığının tespit edildiği, araçta seyahat eden altı yolcunun bulunduğu, yolculara gittikleri yer sorulduğunda münferit olarak Tekirdağ'a yolculuk yaptıklarını ve biletlerinin bulunmadığını, ayrıca birbirlerini tanımadıklarını beyan ettiklerini aktarmıştır. Başvurucu Şirketin D2 yetki belgesine sahip olması nedeniyle ancak grup yolcu taşımacılığı yapma yetkisine ve hakkına sahip iken tarifesiz yolcu taşımacılığı yaptığının araçtaki yolcuların beyanları ile de sabit olduğu, bu bakımdan dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu savunmasını yapmıştır.
9. Mahkeme 20/5/2019 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.
10. Ret gerekçesinde öncelikle konuya ilişkin mevzuat hükmüne yer verilmiştir. Bu bağlamda Yönetmelik'in 30. maddesinin (4) numaralı fıkrasında A1, B2 ve D2 yetki belgesi sahiplerinin yetki belgesi eki taşıt belgelerinde kayıtlı taşıtlarını, taşıtın kayıtlı olduğu yetki belgesi kapsamı dışında ve/veya yetki belgesi olmayan gerçek veya tüzel kişilerin faaliyetleri için kullandıramayacakları hatırlatılmıştır. Bu fıkraya uymayan yetki belgesi sahiplerine 50 uyarma verileceği ve ihlalde kullanılan taşıt/taşıtlar yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşüleceği ve düşüm tarihinden itibaren altı ay geçmeden yeniden herhangi bir yetki belgesi ekindeki taşıt belgesine eklenemeyeceği, bu fıkraya göre 1 takvim yılı içinde düzenlenen uyarmalardan ilk tebliğ edilenin, tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün sonrasından başlamak üzere toplamda tebliğ tarihine bakılmaksızın beş kez uyarma düzenlenmesi hâlinde, taşıtın/taşıtların kayıtlı olduğu yetki belgesinin iptal edileceği, iptal edilen yetki belgesi sahiplerine, altı ay geçmeden aynı tür yetki belgesi düzenlenemeyeceği hükmüne yer verildiği belirtilmiştir. Aktarılan düzenleme uyarınca yetki belgesi eki taşıt belgelerinde kayıtlı taşıtlarını, taşıtını kayıtlı olduğu yetki belgesi kapsamı dışında kullandıran yetki belgesi sahiplerine 50 uyarma idari yaptırımı uygulanacağının ayrıca ihlalde kullanılan taşıt ve taşıtların yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşüleceğinin açık bir şekilde ortaya konulduğu ifade edilmiştir. Anılan hüküm doğrultusunda başvurucu Şirket adına kayıtlı 59 PZ 407 plaka sayılı minibüs ile yetki belgesi kapsamı dışında yolcu taşımacılığı yapıldığının 9/1/2019 tarihli denetimde tespit edildiği, Şirkete 50 uyarma yaptırımı uygulanmasına dair işlem ile anılan ihlalde kullanılan 59 PZ 407 plakalı aracın yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşürülmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur.
11. Ret hükmüne karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusu, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dava Dairesinin 6/11/2019 tarihli kararı ile esastan kesin olarak reddedilmiştir.
12. 15/11/2019 tarihli ve 30949 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 10. maddesi ile Yönetmelik'in 30. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "ve ihlalde kullanılan taşıt/taşıtlar yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşülür ve düşüm tarihinden itibaren 6 ay geçmeden yeniden herhangi bir yetki belgesi eki taşıt belgesine eklenemez … Bu fıkraya göre iptal edilen yetki belgesi sahiplerine, 6 ay geçmeden aynı tür yetki belgesi düzenlenmez." hükmü yayım tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.
13. Başvurucu, istinaf isteminin reddine dair kararı 18/12/2019 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 17/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
14. Başvurucu; 50 uyarma verilmesi ve aracın D2 yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşülmesine ilişkin yaptırımın bir kanun hükmüne dayanılarak verilmediğini, kanuni temeli bulunmayan idari yaptırımın Yönetmelik hükmüne istinaden uygulanamayacağını belirterek suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarına yer verildikten sonra başvurucu Şirketin ileri sürdüğü ihlal iddiaları hakkında yapılacak incelemede belirtilen mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü şartları gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğünün yazıları ve ekleri de sunulmuştur. Sunulan belgelerde 4925 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca taşımanın kapsam ve niteliğine uygun yetki ile yapılması gerektiği; diğer taraftan 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca şehir içi toplu taşıma, taksi sayıları ve benzeri kısıtlamalara ilişkin düzenlemelerin ilgili belediyeler tarafından yapılacağının hüküm altına alındığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede Yönetmelik'e göre adlarına yetki belgesi düzenlenmiş firmaların, belediyelerin yetki ve sorumluluğunda bulunan ticari taksi taşımacılığı (plansız olarak şehir içi yolcu taşımacılığı) faaliyetlerinde bulunmamalarının 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun'un birlikte değerlendirilmesi neticesinde yasaklandığının açık olduğu belirtilmiştir. Yönetmelik'in 30. maddesinin (4) numaralı fıkrasında başvuru konusu somut olayların yaşandığı tarihte yürürlükte olan hükümler de dâhil olmak üzere anılan fıkrada öngörülen amacın tarifesiz yolcu taşıması yapmak üzere yetkilendirilmiş A1 ve D2 yetki belgeli firmaların faaliyetlerinin kısıtlanması ya da engellenmesi olmadığı vurgulanmıştır. Öngörülen amaç, mevzuat çerçevesinde adlarına yetki belgesi düzenlenmeyen yasa dışı firmaların faaliyetlerinin engellenmesi ve bu faaliyeti gerçekleştirecekler açısından caydırıcılığın sağlanması şeklinde açıklanmıştır.
16. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ihlal iddiasının esasına ilişkin karşı argüman sunulmadığını belirterek başvuru formunda belirttiği ihlal iddialarını yinelemiştir.
17. Anayasa Mahkemesi 4925 sayılı Kanun kapsamında taşımacılık faaliyetlerinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu yetki belgeleriyle ilgili olarak belge sahiplerine bir takvim yılı içinde beş defa 50 uyarma cezası uygulanması nedeniyle yetki belgesinin resen geri alınmasının şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun uyarma cezası verilmesi ve yetki belgesinin resen geri alınmasına dair hükümlerin ilk defa Yönetmelik'le düzenlenmesi yönündeki iddialarını suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında değerlendirmiştir (Ligero Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2022/6576, 24/2/2026).
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa Mahkemesi Ligero Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. kararında, idari suç ve cezanın Anayasa’nın anılan maddesine uygun kabul edilebilmesi için suç konusunun ve yaptırımının tereddüde yer bırakmayacak şekilde kanunda açıkça belirtilmesi ve kişilerin belirlenen somut suç fiilini önceden bilmelerini sağlayacak kanuni güvencenin sağlanması gerektiği belirtilmiştir (bkz. § 67). Anılan kararda 4925 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde "… yetki belgesi almadan veya yetki belgesi aldığı hâlde yetki belgesi kapsamına uygun olmayan faaliyetlerde bulunanlara" sadece idari para cezası verileceğinin hükme bağlandığı, anılan Kanun'un 34. maddesinde ise "…[Taşıma] Belgelerin[in] geçerlilik süreleri, geri alınması ve uygulanacak idarî müeyyideleri[n]" daha sonradan çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiği açıklanmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kararında 4925 sayılı Kanun'da taşıma belgesinin hangi idari kurala aykırı hareket sonucunda geri alınacağı düzenlenmemiş olması ve kurala bağlanan geri almanın doğrudan yönetmelik hükmüyle bir yaptırım olarak düzenlendiği vurgulanarak bu doğrultuda suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 69).
20. Somut olayda başvurucu Şirkete ticari ve tarifesiz olarak yolcu taşımacılığı yapabilmesi amacıyla D2 yetki belgesi verilmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İstanbul I. Bölge Müdürlüğü denetim görevlilerince yapılan denetim sonucunda başvurucu Şirket hakkında taşıma belgesine aykırı olarak planlı olmayan bireysel yolcu taşımacılığı yaptığı gerekçesiyle ihlal tespiti tutanağı düzenlenmiş ve başvurucu Şirkete 50 uyarma cezası uygulanmıştır. Ayrıca bir takvim yılı içinde beş defa işlem yapılan başvurucu Şirketin anılan ihlalde kullanılan aracının yetki belgesi eki taşıt belgesinden resen düşürülmesine karar verilmiştir. Başvurucu ise kanuni temeli bulunmayan idari yaptırımın Yönetmelik hükmüne istinaden uygulanamayacağından şikâyet etmektedir.
21. İnceleme konusu başvuru Ligero Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. kararında belirtilen ilkeler ışığında değerlendirildiğinde başvuru konusu yaptırımın, çerçevesi kanunla çizilmemiş Yönetmelik hükmüne dayalı olarak uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
23. Başvuruda suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
26. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
Ç. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare Mahkemesine (E.2019/580, K.2019/1419) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.