Başvurucu, kiraya verdiği aracının sahte kimlikle üçüncü kişilere satılması sonrası başlatılan ceza ve hukuk süreçlerinde aracın kendisine yediemin sıfatıyla verilmesi ve uzun süren yargılama nedeniyle mülkiyet ile makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkı iddiası yönünden yaptığı incelemede, bireysel başvurudan sonra hukuk mahkemesinde görülen tescil davasının lehe sonuçlanarak kesinleştiğini ve yedieminlik yükümlülüğünün kalktığını tespit etmiştir. Bu esaslı gelişmenin Mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle mülkiyet hakkı şikâyetinin başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmiş, ancak disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden ise Tazminat Komisyonuna müracaat yolunun tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun bu kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Öne çıkanlar
- Hukuk davası neticesinde aracın başvurucu adına tescili kesinleşmiş ve yedieminlik görevi sona ermiştir.
- Başvurucunun lehe gelişen yargısal süreci bildirmemesi başvuru hakkının kötüye kullanılması sayılmıştır.
- Mülkiyet hakkı iddiası başvuru hakkının kötüye kullanılması sebebiyle reddedilmiştir.
- Makul sürede yargılanma hakkı iddiası Tazminat Komisyonu tüketilmediği için kabul edilemez bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEVAT YILDIRIM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/4439)
| Karar Tarihi | 22/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Tahir Hami TOPAÇ |
| Başvurucu | Cevat YILDIRIM |
| Vekili | Av. Ulya ATAY |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, muhafaza yükümlülüğü getirilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu 7/4/2011 tarihinde Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatında adına kayıtlı bulunan 09 .. … plakalı aracını G.Ç.ye kiraladığını, aracın 19/3/2011 tarihinde iade edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, yaptığı araştırmada aracın 24/3/2011 tarihinde Eskişehir'in Bozüyük ilçesinde noter aracılığıyla üçüncü bir kişiye satıldığını ve bu kişi adına tescil edildiğini öğrendiğini belirterek şikâyetçi olmuştur.
3. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Nazilli 2. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 8/4/2011 tarihinde verdiği kararda aracın başvurucuya ait olduğunun tespit edildiğini belirterek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca araç siciline şerh konulmasına ve aracın görüldüğü yerde muhafaza altına alınmasına hükmetmiştir.
4. Kolluk birimlerince yapılan araştırmada aracın noter aracılığı ile İ.U.ya satıldığı belirlenmiş ve kendisine durum hakkında bilgi verilmiştir. Bunun üzerine İ.U. 8/4/2011 tarihinde Bozüyük İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek aracı rızası ile teslim etmiştir. Kolluk birimlerince araç muhafaza altına alınmış ve durum tutanağa bağlanmıştır.
5. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 8/4/2011 tarihli yazısına istinaden araç 11/4/2011 tarihinde yediemin sıfatıyla başvurucuya teslim edilmiştir.
6. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı; dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve resmî belgede sahtecilik suçlarından yürüttüğü soruşturmaya ilişkin dosyayı 26/4/2011 tarihinde yetkisizlik kararı ile Bozüyük Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
7. Yürütülen soruşturma sonucunda Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinde tespit edilen şüphelilerin cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda sanıkların basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek 5/12/2023 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmiştir. Gerekçeli kararda sanıkların iştirak hâlinde hareket ettikleri, G.Ç.nin başvurucudan kiraladığı aracı diğer sanıklara teslim ettiği, başvurucu adına düzenlenen sahte kimlik ile aracın kimliği tespit edilemeyen kişiler aracılığıyla noterde satışını gerçekleştirdikleri belirtilmiştir. Hükümler istinaf kanun yolu incelemesinde 2/2/2024 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.
8. Başvurucu ayrıca 2/5/2011 tarihinde Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde aracın satış işleminin iptali ve aracın adına tescili istemli dava açmıştır. Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve dosyanın Bozüyük Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
9. Başvurucuya yediemin sıfatıyla 11/4/2011 tarihinde teslim edilen araç 3/12/2019 tarihinde hatalı park nedeniyle trafikten men edilmiş, böylece aracın başvurucu tarafından kullanıldığının tespit edilmesi üzerine araç bu kez 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289. maddesinde yer alan muhafaza görevini kötüye kullanma suçuna ilişkin ihtarat ile başvurucuya yeniden teslim edilmiştir.
10. Dava dosyası Bozüyük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 2011/345 Esas numarasına kaydedilmiştir. Yargılama sırasında görülmekte olan ceza davası bekletici mesele yapılmış, Bilecik Ağır Ceza Mahkemesince ilgili ceza ilamının kesinleştiğinin Mahkemeye 6/3/2024 tarihinde bildirilmesiyle dosya tekrar duruşmalara açılmıştır. Yargılama sonucunda aracın satış işleminin iptaline, aracın mülkiyetinin başvurucuya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ve bu hüküm 28/6/2025 tarihinde kesinleşmiştir.
11. Başvurucu 4/1/2021 tarihinde bireysel başvuru yoluna müracaat etmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. İLGİLİ HUKUK
12. 5271 sayılı Kanun’un "Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması" başlıklı 132. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
"Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir."
III. DEĞERLENDİRME
A. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası Yönünden
13. Başvurucu; geçimini araç kiralama işi ile sağladığını, aracın kullanılmasının suç teşkil edeceği ihtaratı ile kendisine teslim edilmesinden dolayı aracı fiilen kullanamadığını, tasarruf yetkisinin uzun süren yargılama boyunca kısıtlandığını, bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 51. maddesi şöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
15. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüye kullanılması" başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde incelemenin her aşamasında başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilir."
16. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmüştür. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
17. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29).
18. Somut başvuruda başvurucu; aracın kullanılmasının suç teşkil edeceği ihtaratı ile kendisine teslim edildiğini, bu nedenle de aracı fiilen kullanamadığını ileri sürmektedir. Bu bağlamda başvurucuya aracı cezai yaptırım tehdidinden ari bir şekilde fiilen kullanma imkânının sağlanıp sağlanmadığı mağdur statüsünün değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bireysel başvurudan sonra başvurucunun hukuk mahkemesinde açtığı dava sonucunda aracın satış işleminin iptaline ve mülkiyetinin başvurucuya ait olduğunun tespitine karar verilmiş, anılan hüküm 28/6/2025 tarihinde kesinleşmiştir. Böylece aracın mülkiyetinin başvurucuya iade edilmesiyle başvurucunun cezai yaptırım tehdidi altındaki muhafaza yükümlülüğü ve yedieminlik görevi de son bulmuştur. Buna karşılık başvurucu, Anayasa Mahkemesini bu konuda bilgilendirmemiştir.
19. Başvuruya konu olayda yukarıda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu olmayıp başvurucunun başvurunun değerlendirilmesiyle ilgili esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği görülmüştür. Başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vuku bulan ve bireysel başvurunun değerlendirilmesini etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
20. Başvurunun mahiyeti gözetildiğinde 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca başvurucu aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.