0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

Dilek Küçükuysal başvurusunda hak ihlali kararı

AYM, 2010 KPSS soruşturması kapsamında mahkûm edilen Dilek Küçükuysal'ın gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verdi.

B. No: 2022/71071Karar tarihi: 22.09.2026Birinci Bölüm

Esas (İhlal)

Anayasa Mahkemesinin başlığıDilek Küçükuysal Başvurusu

Başvuru, 2010 KPSS soruşturması sonrasında FETÖ/PDY üyeliğinden mahkûm edilen başvurucunun esaslı savunmalarının kararda karşılanmaması sebebiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin başvurucunun soruları kimden ve ne şekilde aldığına dair somut bir delil ortaya koymadığını belirlemiştir. Ayrıca başvurucunun tekrarlanan sınavdaki başarısı ve dönemin mevzuatına ilişkin davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunmalarının gerekçeli kararda tartışılmadığı, terör örgütü üyeliği kriterlerinin yeterince açıklanmadığı tespit edilmiştir.

Anayasa'nın 36. maddesinde korunan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmeden Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini kararlaştırmış, tazminat taleplerini ise reddetmiştir.

Öne çıkanlar

  • Mahkemenin, sınav sorularının hileyle elde edildiğini gösteren somut delil ortaya koyamadığı belirtilmiştir.
  • Başvurucunun sonuca etki edebilecek esaslı savunmalarının kararda karşılanmadığı tespit edilmiştir.
  • Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.
  • Tazminat talepleri reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DİLEK KÜÇÜKUYSAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/71071)

Karar Tarihi22/9/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL
RaportörAlperen KONAK
BaşvurucuDilek KÜÇÜKUYSAL
VekiliAv. Sami NARTER

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza davasında esaslı iddia ve savunmaların gerekçede değerlendirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSS) ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan bir soruşturmada;

i. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Denetleme Kurulunun 8/9/2010 tarihli raporunda eğitim bilimleri ve genel yetenek kitapçıklarında soruların sınav öncesinde adaylara bir şekilde ulaştırıldığı, bu anlamda bir usulsüzlük gerçekleştirildiği kanaatine varılmıştır.

ii. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (Tübitak) 29/12/2014 tarihli raporuna göre, B.S. isimli kişinin bilgisayar hard diskinde eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür sorularının sınavdan önce bilgisayara kaydedildiğinin, genel yetenek sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 28/6/2010 saat 21.27, genel kültür sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 29/6/2010 saat 15.34, eğitim bilimleri sorularının olduğu dosyanın oluşturulma tarihinin 5/7/2010 saat 14.22 olduğu, 10/7/2010 tarihinde yapılan KPSS'nin genel yetenek, genel kültür ve eğitim bilimleri alanlarına ait soruların 28/6/2010 saat 21.27'den önce sızdırıldığı tespit edilmiştir.

iii. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 15/3/2016 tarihinde tanzim edilen inceleme raporu ve 24/3/2016 tarihli bilirkişi raporu ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan verilerin (yanlış soruda birleşme) birlikte incelenmesi neticesinde, dosya kapsamındaki şüpheli 3227 adayın bir kısmının aynı sorulardaki yanlışta birleştiği ve bu kişilerin bir kısmının akrabalık (eş, kardeş, kuzen vs.) ilişkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.

3. Başsavcılık aralarında başvurucunun da olduğu şüpheliler hakkında yürütülen soruşturmada 17/2/2017 tarihinde başvurucu yönünden ayırma kararı vererek yeni bir soruşturma numarasına kaydetmiştir. Başsavcılık 27/2/2017 tarihli iddianamesi ile anılan raporlar da dikkate alınarak başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma, resmî belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını işlediğini iddia etmiştir. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:

"İnceleme Raporunda yanlışta birleşen adaylar arasında Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın isminin de bulunduğu,2010 KPSS Genel Yetenek ve Genel Kültür puanı ve tekrarı yapılan Eğitim Bilimleri puanıyla Milli Eğitim Bakanlığına Öğretmen olarak atamasının yapıldığı,

Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın 01.06.2010-01.08.2010 tarihleri arası alınan HTS incelemesi sonucunda; Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın sınavda 100 ve üzeri net yapan 1 şüpheli aday ile telefon irtibatının bulunduğu, F.S.nin 120 soruda, (108), soruya doğru cevap verdiği,

Şüpheli Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın örgüt yöneticisi M.H.S. ile doğrudan veya dolaylı yoldan HTS irtibatı bulunan ve 2.Nolu Analiz Çalışma Raporunda bildirilmiş olan 1970 kişilik grubun içerisinde yer aldığı,

Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın eşi olan ve dosya şüphelisi olmayan, Yalova İl Emniyet Müdürlüğünde Emniyet Amiri olarak görevli iken FETÖ/PDY Terör Örgütü Kapsamında meslekten ihraç edilen B.K. ile ilgili olarak, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından 07.03.2016 tarihinde düzenlenen raporun önceki verilerle birlikte yapılan analiz çalışmasında; B.K.nın dosyamız şüphelisi olmayan 1 şahsa 3.000 TL para transferinin bulunduğu, bu 1 şahsa ayrıca 3227 şüpheli aday arasında yer alan 1 şüpheli aday ile dosyamız şüphelisi olmayan ancak 3227 şüpheli aday içerisinde yer alan bayanların eşlerinden olan 1 emniyet personelinin de toplamda 1.524 TL para transferinin bulunduğu, tespit edilmiştir.

Genel Yetenek ve Genel Kültür ile Eğitim Bilimleri sorularını sınavdan günler önce ele geçirerek üzerine atılı suçları işlediği anlaşıl[mıştır]…"

4. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkemece 17/4/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Duruşma sekiz celsede bitirilmiştir. Başvurucunun birinci celse alınan savunmasında, 2009 yılında herhangi bir hazırlık yapmadan sınava girdiğini, 2010 yılında dershaneye giderek iyi bir şekilde hazırlandığını, sınavdaki başarısının çalışması sonucu olduğunu, sınav sonuçları açıklanmadan sözleşmeli öğretmenliğe başladığını, ayrıca tekrarlanan sınavda da 99 net ile iyi bir başarı elde ettiğini, tekrarlanan sınav sonuçlarına göre kadroya geçtiğini, ayrıca kadroya bu şekilde geçmeseydi dahi o dönemde sözleşmeli öğretmenlerin kanun hükmünde kararname ile kadroya geçtiğini, üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir.

5. Mahkeme; yargılama sonucunda başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma suçunu işlediği sonucuna vararak mahkûmiyetine, diğer suçlar yönünden ise beraatine karar vermiştir. Gerekçeli kararda mahkûmiyete temel olarak 10/7/2010 tarihinde yapılan dava konusu sınavda yüksek başarı göstermesine rağmen, anılan sınavın bazı usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatiyle ÖSYM tarafından iptal edilmesi üzerine 31/10/2010 tarihinde tekrarı yapılan eğitim bilimleri testinde yaptığı net sayısında olağan dışı bir düşüş göstermiş olduğu, aynı iddialarla haklarında ayrıca soruşturma veya kovuşturma yürütülen diğer kişilerle üç soruda yanlışta birleşmiş olmasına yer verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"…[Sanığın] 2005-2010 yılları arasında (2) kez KPSS sınavına girdiği, bu sınavda; Eğitim Bilimleri Testinde; 2009 yılında (120) sorudan (97) soruyu ve 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (119) soruyu doğru cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavdan ise (120) sorudan (99) soruyu doğru cevapladığı, Genel Yetenek Testine; 2005-2010 yılları arasında (2) kez girdiği, bu sınavlarda; 2009 yılında (60) sorudan (38) soruyu ve 2010 yılında ise (60) sorudan (57) soruyu doğru cevapladığı, Genel Kültür Testine; 2005-2010 yılları arasında (2) kez girdiği, bu sınavlarda; 2009 yılında (60) sorudan (41) soruyu ve 2010 yılında ise (60) sorudan (54) soruyu doğru cevapladığı,

Terör Örgütü Üyeliği Suçu Yönünden; Yukarıda ayrıntısı anlatıldığı üzere FETÖ tarafından bir şekilde (daha önceden ÖSYM'ye sızdırılan örgüt elemanlarınca) 2010 KPSS sınav sorularının çalınıp kurum dışına çıkartılarak sınavdan yaklaşık bir hafta önce örgüt mensuplarına dağıtıldığı sübuta ermiştir. Sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi de mümkün değildir. Stratejisi ve hareket tarzı itibariyle gizliliğe ve tedbire azami derecede önem veren bu örgütün sınav sorularının sızdırılması gibi önemli ve kamuoyu nezdinde rahatsızlık yaratacak bir konuda tedbirsiz davranılması düşünülemez. ÖSYM'den çalınan sınav sorularının FETÖ tarafından %100 güvenilen örgüt mensupları dışındaki kişilere, hatta örgütle yeni tanışmış sempatizan konumundaki kişilere dahi verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sınav sorularını önceden aldığı tesbit edilen kişilerin Fetö terör örgütü üyesi olduğu kanaatini oluşmaktadır.

Sanık hakkında deliller değerlendirildiğinde; Sanığın, KPSS Eğitim Bilimleri Testinde 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (119) soruyu doğru cevapladığı, bu sınavın iptal edilemsinden sonra 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavda ise (120) sorudan (99) soruya doğru cevap verdiği,

01.06.2010-01.08.2010 tarihleri arası alınan HTS incelemesi sonucunda; Dilek KÜÇÜKUYSAL'ın sınavda 100 ve üzeri net yapan [F.S.] isimli şüpheli aday ile telefon irtibatının bulunduğu, şüpheli [F.S.nin] (120) soruda (108) doğru cevap verdiği, Sanık Dilek KÜÇÜKUYSAL’ın örgüt yöneticisi [M.H.S.] ile doğrudan veya dolaylı yoldan HTS irtibatı bulunan 1 ve 2 nolu Analiz Çalışma Raporunda bildirilmiş olan 1970 kişilik grubun içerisinde yer aldığı,

Tüm bu anlatılanlar karşısında; sanığın FETÖ/PDY üyesi olduğu, 2010 KPSS öncesinde örgüt tarafından kendisine verilen sorulara çalışarak sınavda gerçek başarısının üzerinde performans gösterip, sıralamada diğer adayların önüne geçtiği, örgüt mensubu olmayan kişilere sınav sorularının ve cevaplarının önceden verilmesinin mümkün olmadığı, gizliliğe ve tedbire azami derecede önem veren örgüt içerisindeki yapılanmanın bu durumu gerekli kıldığı dikkate alındığında sanığın FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu kanaatine varılmakla mahkumiyetine karar verilmiştir…"

6. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından verilen hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek 26/5/2022 tarihinde kesinleşmiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü evrak işlem kütüğünden avukatı aracılığı ile 24/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 22/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon, adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; savunmalarında yargılamanın sonucunu esastan etkileyecek argümanların mahkemece dikkate alınmadığını, bu yöndeki iddia ve itirazlarına karşı yargı mercilerince yeterli açıklamalara yer verilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de olmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

14. Anayasa Mahkemesi Mustafa Seyhan ([2. B.], B. No: 2021/58283, 1/10/2025) başvurusunda, FETÖ/PDY tarafından sızdırılan sınav sorularının sınavdan önce başvurucuya verildiğine yönelik kabulde, soruların kim tarafından ve ne şekilde verildiğine ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulmasını önemli görmüştür. Bu bağlamda başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan delillerin Mahkeme tarafından gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mustafa Seyhan, § 51).

15. Yargıtay uygulamasına göre de bilirkişi raporunda iki ayrı sınavdaki başarı farklılığının tesadüfi olamayacağına yönelik güçlü kanaat oluştuğu durumda, ihtimallere dayanan yüzdelik oranların yer aldığı değerlendirmeler sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli değildir. Bu durum, kişinin sınav sorularını haksız olarak elde etmek suretiyle hileli yollarla sınavda yüksek puan aldığını kesin olarak ispata yetmeyecektir. Bilirkişi raporunu teyit edecek nitelikte rapor dışında sanığa soruların verildiğine veya sanığın soruları gizlice aldığına dair tanık, siber delil veya ByLock mesajı gibi başkaca delil, beyan, bilgi bulunması gerekmektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaat bulunup bulunmadığı da önemlidir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/9/2023 tarihli ve E.2022/1548, K.2023/5483; 8/12/2021 tarihli ve E.2021/4666, K.2021/10380; 30/9/2025 tarihli ve E.2022/29359, K.2025/22984; 14/10/2025 tarihli ve E.2022/32418, K.2025/23992 sayılı kararları].

16. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun 10/7/2010 yılında yapılan KPSS'de yüksek başarı göstermiş olmasına rağmen 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan sınavda olağan dışı düşüş göstermiş olmasına ve anılan sınavda 100 ve üzeri net yapan F.S. isimli şüpheli ile telefon irtibatının bulunması hususlarına dayanmıştır (bkz. § 5).

17. Gerekçeli karar ve Yargıtay onama kararına göre başvurucunun FETÖ/PDY lideri ve yöneticilerinin talimatı doğrultusunda hareket ettiği yargısal makamlarca kabul edilmiştir. Somut olayda başvurucu; yargılamanın tüm aşamalarında 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan KPSS'de de iyi bir başarı elde ettiğini, sınavın yapıldığı yıllarda sözleşmeli öğretmen olarak görev yaptığını ve o dönem çıkarılan kanun hükmünde kararname ile zaten kadroya geçebileceğini savunmuştur. Bununla birlikte Mahkeme, başvurucunun sübuta temas eden ve kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında hiçbir somut değerlendirmede bulunmamıştır.

18. Mahkemenin değerlendirdiği delillerin hiçbirinin başvurucunun soruları sınavdan önce kimden ve ne şekilde aldığını, diğer bir ifadeyle olayın nasıl gerçekleştiğini doğrudan ortaya koyamadığının altı çizilmelidir. Dahası Mahkeme, gerekçeli kararda başvurucunun farklı tarihlerde yapılan sınavlarda sergilediği başarı farkına dayanmakla birlikte başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan bir delil göstermemiştir. Bunlarla birlikte Mahkeme; başvurucunun sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine ve Yargıtay uygulamasına temas eden ve kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında somut bir değerlendirmede de bulunmamıştır.

19. Somut olayda Mahkemenin terör örgütüne üye olma suçundan verdiği mahkûmiyet kararında soyut ifadelere yer vererek başvurucu hakkındaki iddiaları ayrı ve açıkça tartışmadığı görülmektedir. Bu kapsamda Mahkemenin başvurucunun FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğunu gösteren, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren delil olarak kabul ettiği unsurları yeterli bir şekilde ortaya koymadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, yargılamanın bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkmasına neden olmuştur (terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin benzer bir karar için bkz. Kudret Orak [2. B.], B. No: 2021/59876, 27/11/2024, §§ 16,17).

20. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

21. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

25. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

Ç. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/151, K.2019/411) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.