Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun kayıtlı olduğu üniversite bölümüne ait ders videolarını bilgisayar kullanarak izleme talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
İdare ve derece mahkemeleri, kapalı ceza infaz kurumlarında örgün eğitime devam etme hakkı bulunmadığını, uzaktan eğitimin bu niteliği değiştirmeyeceğini ve mevzuatta internet ya da bilgisayar erişimi sağlanmasına yönelik emredici bir hüküm olmadığını belirterek talebi reddetmiştir. Başvurucuya derslere ilişkin basılı dokümanların verilebileceği bildirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, kapalı infaz kurumlarında örgün eğitime devam konusunda devlete yüklenen pozitif bir yükümlülük bulunmadığını ve basılı materyallerin teminine imkân tanındığını gözeterek eğitim hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğuna ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Öne çıkanlar
- Kapalı infaz kurumundaki tutuklunun ders videolarını bilgisayarla izleme talebi reddedildi.
- AYM, uzaktan öğretimin örgün eğitim kapsamında olduğunu ve cezaevinde bu imkânın sağlanması yönünde zorunluluk bulunmadığını belirtti.
- Eğitim hakkına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EROL ÇETİN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2023/42426)
| Karar Tarihi | 16/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Fatma Gülbin ÖZTÜRK |
| Başvurucu | Erol ÇETİN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun öğrencisi olduğu bölümün ders videolarını internet erişimli bilgisayar kullanarak izleme talebinin reddedilmesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. 1983 doğumlu olan başvurucu başvurunun yapıldığı tarihte silahlı terör örgütü kurma veya silahlı terör örgütü yönetme suçlarından tutuklu olarak Sincan 1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (Üniversite) Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencisidir.
3. Başvurucu, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğrenci olduğunu ve öğrencisi olduğu bölüme ilişkin ders videolarının Üniversitenin internet sitesinde yayımlandığını belirterek, söz konusu ders videolarını izlemek üzere bilgisayar kullanımı talebinde bulunmuştur.
4. Başvurucunun bu talebi, Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığının 22/3/2023 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 76. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in 75. maddesinin (3), (4) ve (5) fıkraları ile 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı "Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler" konulu Genelge’nin "F-Yüksek Öğretim Çalışmaları" başlıklı bölümüne atıf yapılmıştır. Bu kapsamda, başvurucunun kurumda çevrim içi derslere katılma talebinin uygun olmadığı değerlendirilmiş; talep etmesi hâlinde ailesi veya ziyaretçileri aracılığıyla gönderilecek, kayıtlı olduğu bölüme ve derslere ilişkin kitap, doküman ve fotokopilerin kendisine teslim edilebileceği belirtilmiştir.
5. Başvurucu, anılan karara karşı Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde; kayıtlı olduğu bölümün sınavlarına hazırlanabilmek için gerekli olan ders videolarına erişim talebinin reddedildiğini, söz konusu videoların çevrim dışı olarak da izlenmesinin mümkün olduğunu ve bu nedenle uygulamanın eğitim hakkı ile eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
6. Şikâyeti inceleyen İnfaz Hâkimliği 5/4/2023 tarihinde Anayasa Mahkemesinin Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014), Seyran Çakmakcı ([2. B.], B. No: 2014/16310, 19/4/2018), Mehmet Ali Eneze ([1. B.], B. No: 2017/35352, 23/5/2018), Mehmet Al ([1. B.], B. No: 2021/6664, 6/10/2021) kararlarına da atıf yaparak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"… hükümlü/tutuklunun dilekçesi, ceza infaz kurumundan gönderilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar hükümlü/tutuklu Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilgisayar mühendisliği öğrencisi olduğunu, okuduğu bölüme ilişkin ders videolarının internet sayfasından erişilebildiğini, ancak bu talebinin reddedildiğini, verilen kararın kaldırılmasını istediğini belirterek şikayette bulunmuş ise de, yukarıda belirtilen kanun, yönetmelik ve Anayasa Mahkemesi içtihadından açıkça anlaşılacağı üzere, hükümlü/tutuklunun kapalı ceza infaz kurumunda bulunduğu ve kanuni olarak örgün öğretimden yararlanma hakkı bulunmadığı, okulun online eğitim vermesinin veya sınavlarını online yapmasının bunu yaygın eğitime dönüştürmeyeceği ve hükümlü/tutukluya online eğitime katılma ile sınava girme hakkı da vermeyeceği anlaşılmıştır. Ayrıca 5275 sayılı Kanun'da hükümlü ve tutukluların bilgisayar ve internet olanaklarından faydalanabileceklerine dair emredici bir hükmün bulunmadığı, şikayet edenin Anayasa Mahkemesi içtihatları uyarınca zorunlu bir eğitim kapsamında bir talepte bulunmadığı, ceza infaz kurumunun uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmakla hükümlü/tutuklunun şikayetinin reddine karar vermek gerekmiştir."
7. Başvurucu, karara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi 19/4/2023 tarihinde kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.
8. Nihai karar başvurucuya 25/4/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/5/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İkinci Komisyon 7/11/2025 tarihinde başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu, öğrencisi olduğu Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünün 6/2/2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketi sonrasında uzaktan eğitime geçtiğini belirtmektedir. Tutuklu statüsünde bulunduğunu ifade eden başvurucu; 2022 yılında söz konusu bölümü kazandığını, derslere fiilen katılamayacağını öngörerek aynı yıl kaydını dondurduğunu ancak deprem sonrasında üniversitenin uzaktan eğitime geçmesi üzerine dondurduğu eğitimine devam edebilmek amacıyla yaptığı başvurunun kabul edildiğini belirtmektedir. Buna rağmen başvurucu, sınavlara hazırlanabilmek için gerekli olan ders videolarına erişim talebinin ceza infaz kurumu tarafından yeterli ve ilgili bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, bu durumun fırsat eşitliği ilkesine aykırılık oluşturduğunu ve eğitim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığı sonucuna varılması hâlinde ise başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının esasının Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı sunduğu beyanında ise bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları genel olarak yinelemiştir.
11. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiası yönünden kendisine hangi sebebe dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir açıklamada bulunmadığı görülmektedir. Adnan Oktar (3) ([2. B.], B. No: 2013/1123, 2/10/2013) kararında ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucuya kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığının makul delillerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklama ışığında başvurucunun ihlal iddialarını ayrımcı bir temele dayandıramadığı gözetilerek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden Anayasa Mahkemesinin Adnan Oktar (3) kararından ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve başvurunun eğitim hakkı kapsamında incelenmesine karar verilmiştir.
12. Anayasa Mahkemesi Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri kararında; Sözleşme gibi Anayasa'nın da devlete, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara eğitim-öğretim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklemediğini belirtmiştir. Bununla birlikte 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili diğer düzenleyici işlemlerde mahpuslar için eğitsel, kültürel ve sosyal faaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetlerin mahpusların topluma kazandırılmasındaki öneminin ortaya konulduğunu, yasal olarak devletin mahpuslara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğretim sağlama yükümlülüğü altına girdiğini eklemiştir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 72).
13. Yasalar uyarınca mahpuslara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesiyle idarenin sınırsız bir takdir alanı olduğundan bahsedilemeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, bununla birlikte ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının gözönünde tutulması gerektiğini zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmalarının bu hakların onlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı şeklinde de yorumlanamayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla anılan kararda, eğitim ve öğretim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).
14. Anayasa Mahkemesi Nazım Şafak Korkmaz (2) ([2. B.], B. No: 2021/3842, 13/5/2025) kararında, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve uzaktan öğretim programı uygulanan bir fakültede öğrenci olan başvurucunun internet erişimi olan bir bilgisayar kullanarak ders materyallerine ve canlı derslere erişim talebinin reddedilmesinin eğitim hakkını ihlal edip etmediğini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi ilgili kararda; 5275 sayılı Kanun’da, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin internet kullanımının yalnızca eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında ve idarenin takdir yetkisi çerçevesinde mümkün olduğunu, bu kapsamın ise yönetmelik ve genelgelerle somutlaştırıldığını belirtmiştir. İlgili düzenleyici işlemler uyarınca, kapalı ceza infaz kurumlarında eğitim faaliyetlerinin öncelikle temel eğitim ve yaygın öğretim kapsamında planlandığı; açık öğretim sistemi gibi yaygın eğitim türlerinden yararlanılmasına yönelik ayrıntılı bir organizasyon oluşturulduğu, buna karşılık kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin örgün eğitime devamlarına ilişkin pozitif bir yükümlülük öngörülmediği vurgulanmıştır (detaylı değerlendirme için bkz. Nazım Şafak Korkmaz (2), §§ 38-42).
15. Bu çerçevede, uzaktan öğretim yönteminin örgün eğitim kapsamında yer aldığı, çevrim içi derslere katılım imkânının eğitimin niteliğini değiştirmediği ve 46/1 sayılı Genelge’de uzaktan öğretim programlarına internet erişimiyle katılım imkânının yalnızca açık ceza infaz kurumlarında bulunanlara tanındığı tespitine yer verilen kararda kapalı ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun uzaktan öğretim kapsamındaki derslere internet aracılığıyla katılmasının sağlanmasına yönelik ceza infaz kurumlarına yüklenen bir pozitif yükümlülüğün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (bkz. Nazım Şafak Korkmaz (2), §§ 43-44).
16. Somut olayda, kapalı ceza infaz kurumunda tutulan başvurucunun öğrencisi olduğu bölüme ait ders videolarını bilgisayar aracılığıyla izleme talebinin; kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin örgün eğitimden yararlanma haklarının bulunmadığı, üniversitenin ders içeriklerini video yoluyla sunmasının eğitimin niteliğini yaygın eğitime dönüştürmeyeceği, bu nedenle başvurucuya söz konusu ders videolarını izleme imkânı tanınmasının mevzuat kapsamında zorunlu olmadığı ve 5275 sayılı Kanun’da hükümlü ve tutukluların bilgisayar imkânlarından yararlanmasına ilişkin emredici bir düzenleme bulunmadığı gerekçeleriyle reddedildiği görülmektedir. Başvurucunun talebinin canlı olarak gerçekleştirilen çevrim içi derslere katılmaya değil, önceden kaydedilmiş ders videolarını izlemeye yönelik olduğu ve bu videolara çevrim dışı olarak da erişilebileceğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 22/3/2023 tarihli Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığı kararında, başvurucunun talep etmesi hâlinde ailesi veya ziyaretçileri aracılığıyla gönderilecek, kayıtlı olduğu bölüme ve derslere ilişkin kitap, doküman ve fotokopilerin kendisine teslim edilebileceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, Nazım Şafak Korkmaz (2) kararından ayrılmayı gerektirecek bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır.
17. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edilmediği açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.