Başvurucu, Meram Belediyesine karşı açtığı davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak lehine hükmedilen 500 TL kıdem tazminatı ile 20 TL yıllık izin ücretinin yargılama sürecinde enflasyon karşısında değer kaybettiğini öne sürmüş ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Anayasa Mahkemesi incelemesinde, ek davanın sürdüğü dikkate alınarak değerlendirmenin yalnızca kesinleşen kısmi dava tutarıyla sınırlı yapıldığını belirtmiştir. Başvuru yılı itibarıyla dava konusu miktarın objektif olarak önemli görülmediği ve başvurucunun söz konusu tutarın kendisi açısından taşıdığı öneme dair bir açıklama yapmadığı tespit edilmiştir.
Mahkeme, Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması bakımından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığının anlaşıldığı başvurunun, anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna oybirliğiyle karar vermiştir.
Öne çıkanlar
- İşçilik alacağının değer kaybettiği gerekçesiyle mülkiyet hakkı ihlali iddiasında bulunuldu.
- İnceleme, ek dava hariç tutularak yalnızca kesinleşen kısmi hüküm tutarıyla sınırlandırıldı.
- Dava konusu tutar başvuru tarihi itibarıyla objektif anlamda önemli bulunmadı.
- Başvuru, anayasal ve kişisel önemden yoksun olması sebebiyle kabul edilemez sayıldı.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN KARAKAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/13159)
| Karar Tarihi | 16/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Kamber Ozan TUTAL |
| Başvurucu | Hasan KARAKAŞ |
| Vekili | Av. Selçuk ÇİMEN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamu kurumundan olan işçilik alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu 25/12/2018 tarihinde Meram Belediyesi Başkanlığı (Belediye) ile bir şirkete karşı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı talebiyle dava açmıştır.
3. Konya 2. İş Mahkemesi (Mahkeme) 3/2/2020 tarihinde davayı kabul etmiştir. Mahkeme; başvurucunun kıdem tazminatına ilişkin talebinin kabulüyle bilirkişi raporunda hesaplanan brüt 18.043,20 TL kıdem tazminatından taleple bağlı kalınarak brüt 500 TL'nin iş akdinin feshedildiği 26/3/2018 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun yıllık izin ücreti alacağına ilişkin talebinin kabulüyle bilirkişi raporunda hesaplanan brüt 1.546,56 TL yıllık izin ücreti alacağından taleple bağlı kalınarak brüt 20 TL yıllık izin ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Ayrıca başvurucunun fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar vermiştir. Başvurucu, fazlaya ilişkin hakları için ayrı bir dava açmıştır.
4. Davalı Belediye karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 10/1/2023 tarihinde istinaf başvurusunu esastan kesin olmak üzere reddetmiştir.
5. Başvurucu, nihai kararı 30/1/2023 tarihinde öğrendikten sonra 16/2/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Komisyon başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Adli yardım talebinin kabulüne Komisyonca karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucu, alacağının uzun süren yargılama sürecinde enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ve mahkeme kararında hüküm altına alınan fazlaya ilişkin haklarına dayalı açtığı ek davanın ise başvuru tarihi itibariyle devam ettiğini ileri sürmüştür.
8. Anayasa Mahkemesi, anayasal ve kişisel önem kriterini daha önce K.V. ([GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016) kararında incelemiş; temel ilkelerini belirlemiştir. Buna göre kanunda anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki şart öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci şart başvurunun Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci şart ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır.
9. Kişisel önem şartı, başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder (K.V., § 66). Bu çerçevede her başvuru kendine özgü şartları çerçevesinde değerlendirilmeli ve inceleme yapılırken ihtilaf konusu maddi bir zarar söz konusu ise objektif anlamda miktarın az olup olmadığı, belirlenen miktar az veya çok olsa dahi başvurucu açısından bu miktarın önemi (başvurucunun işi/mesleği, davanın kendisi açısından önemi ve gelir durumuna göre kıyaslanması), başvurunun önemli ilkesel sorunlarla ilgili olup olmadığı ve başvurucunun olaydaki tutum ve davranışları dikkate alınmalıdır.
10. Bunun yanında kişisel önem şartı çerçevesinde objektif anlamda maddi zararın tespiti bakımından paranın zaman içinde enflasyon karşısında değer kaybedebileceği dikkate alındığında başvuru tarihindeki takvim yılına göre değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Diğer bir ifadeyle bireysel başvurular, eğer başvuruda bir maddi zararın varlığı söz konusu ise kişisel önem şartı değerlendirilirken başvurunun yapıldığı tarihteki takvim yılı itibarıyla incelenecektir. Özellikle bu durum, başvurunun yapıldığı yıldan sonraki bir takvim yılında karara bağlanan başvurular için önem arz etmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki kişisel önem şartı uygulanırken gözetilmesi gereken diğer bir husus ise objektif anlamda yapılacak değerlendirmenin sonuca varılması bakımından tek başına bir önem taşımamasıdır. Yukarıda değinilen unsurlar birlikte değerlendirilerek başvurunun kişisel anlamda bir önem taşıyıp taşımadığı belirlenecektir (bazı değişikliklerle birlikte Ahmet Baş [GK], B. No: 2019/42746, 17/5/2023, § 45).
11. Somut olayda Mahkemenin 500 TL kıdem tazminatının 26/3/2018 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranıyla, 20 TL yıllık izin ücreti alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine hükmettiği görülmüştür. Başvurucu, lehine hükmedilen söz konusu işçilik alacaklarının yargılama süreci içinde enflasyon karşısında değer kaybına uğramasından yakınmıştır. Öte yandan başvurucunun olağan kanun yolunu tüketerek eldeki bireysel başvuruya konu ettiği mahkeme kararında kurulan hükmün kapsamı ve bireysel başvuru formunda fazlaya ilişkin hakkına dayalı olarak açtığı işçilik alacağı ek davasının devam ettiğine yönelik beyanı gözetildiğinde inceleme mahkeme hükmüne konu tutar ile sınırlı yapılacaktır. Buna göre başvuru tarihi (2023 yılı) itibarıyla bireysel başvuruya konu edilen değerin objektif anlamda önemli bir miktar olarak görülemeyeceği değerlendirilmiştir. Öte yandan hükme konu tutarın başvurucu yönünden ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamasının olmadığı belirtilmelidir.
12. Sonuç olarak somut olayda başvurunun Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı anlaşılmıştır.
13. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.