0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

İdari para cezasına itirazda gerekçeli karar hakkı ihlali

AYM, ticari elektronik ileti cezasına itirazda esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

B. No: 2023/9700Karar tarihi: 02.09.2026Birinci Bölüm

Esas (İhlal)

Anayasa Mahkemesinin başlığıYücel Özdurmaz Baran Ticaret Başvurusu

Başvuru, izinsiz ve ret imkânı sunulmadan ticari elektronik ileti gönderildiği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda, davanın sonucunu değiştirebilecek esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Su ticaretiyle uğraşan başvurucu hakkında, bir kişiye onay alınmadan ve ret hakkı tanınmadan 16 adet SMS gönderildiği gerekçesiyle 6563 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucunun, şikâyetçinin kayıtlı müşterisi olduğuna ve iletilerin bir kısmında ret bağlantısının yer aldığına dair delil ve iddiaları sulh ceza hâkimliğince değerlendirilmemiş, sadece işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek itiraz reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, mahkemelerin tarafların sonuca etkili temel iddia ve savunmalarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamak zorunda olduğunu vurgulamıştır. İlk derece hâkimliğinin ve itiraz merciinin başvurucunun kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunmalarına dair açık ve yeterli bir gerekçe sunmadığı belirlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmiş, başvurucunun tazminat talebi ise reddedilmiştir.

Öne çıkanlar

  • İdari para cezasına karşı sunulan sonuca etkili iddialar mahkemece karşılanmamıştır.
  • Anayasa'nın 36. maddesinde korunan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
  • İhlalin giderilmesi amacıyla dosya yeniden yargılama yapılmak üzere sulh ceza hâkimliğine gönderilmiştir.
  • Yeniden yargılama yeterli giderim kabul edildiğinden tazminat talebi reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YÜCEL ÖZDURMAZ BARAN TİCARET BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/9700)

Karar Tarihi2/9/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL
RaportörLeyla Nur ODUNCU
BaşvurucuYücel ÖZDURMAZ – Baran Ticaret
VekiliAv. Sidar ATEŞ

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/2/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvurucu, İstanbul Ticaret Odasına kayıtlı olarak içme suyu perakende ticareti yapmaktadır.

5. Şikâyetçi M.A.nın başvurucunun işlettiği işyeri tarafından kendisine 16 adet ticari elektronik ileti gönderilmesi konusunda şikâyette bulunması üzerine Ticaret Bakanlığı (önceki adı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) İstanbul Ticaret İl Müdürlüğünce (Müdürlük) başvurucu hakkında şikâyet dosyası açılmış; 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında inceleme başlatılmıştır.

6. Şikâyet konusu hakkında cevaplarını, bu cevaplara ilişkin bilgi ve belge talebini içerir yazı Müdürlük tarafından başvurucuya gönderilmiştir. Anılan yazıda 6563 sayılı Kanun'un 5., 6., 7., 8. maddeleriyle 15/7/2015 tarihli ve 29417 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 7., 8., 9. ve 10. maddeleri kapsamında yapılan şikâyete istinaden başvurucu hakkında inceleme başlatıldığı bildirilmiş; 16 adet kısa mesaj servisi (SMS) iletisinin alıcısı, iletilme tarihi ve saati, şikâyetin zamanı hakkında tablo sunulmuştur. Başvurucu söz konusu yazıya cevap vermemiştir.

7. İnceleme sonucunda şikâyet edilen 16 adet ticari elektronik iletiye ilişkin olarak;

i. Şikâyetçiden onay alınmadan gönderildiğinin,

ii. Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek kişi başvurucunun tanınırlığını sağlayan adının, soyadının, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, vergi kimlik numarasının yer almadığının,

iii. Ret bildiriminin ücretsiz bir şekilde aynı iletişim kanalı ile sunulmadığının tespit edildiği değerlendirilmiştir.

8. Müdürlükçe başvurucu hakkında 31/5/2022 tarihli idari yaptırım karar tutanağı (tutanak) ile 62.400 TL (16 x 3.900 TL) para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Tutanak, başvurucuya 5/6/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. 6563 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi ve Yönetmelik'in 9. maddesinin (3) numaralı fıkrası idari para cezasının dayanakları olarak gösterilmiştir. Tutanakta başvurucuya yöneltilen isnat şöyledir:

"Şikâyet edilen hizmet sağlayıcının şikayetçiye göndermiş olduğu elektronik ticari ileti içinde,

a) SMS için … red yaz 3434 gönder,

b) E-Posta için … like tıklayarak red hakkını [kullana]bilirsiniz

c) Sesli aramalar için bir daha aranmak istemiyorsanız …. tuşuna basın,

şeklinde şikayetçiye red hakkının kullanılması için imkan sağlanamadığından"

9. Başvurucu, idari yaptırım tutanağının iptali amacıyla İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) başvuruda bulunmuştur.

10. Başvuru dilekçesinde:

i. Şikâyetçinin başvurucunun ticaret bölgesi sınırları içindeki abonesi olduğunu, abonelik işlemlerinin şikâyetçinin rızasıyla gerçekleştirildiğini, adres ve telefon bilgilerinin bayiliğin otomasyon sistemine kayıtlı olduğunu beyan etmiş; şikâyetçinin müşteri ve sipariş bilgilerini içerdiği iddia edilen bilgisayar programı ekran görüntüsünü sunmuştur.

ii. İdari yaptırıma konu iletilerde ret imkânı bulunmadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını, iletilerde işyerinin iletişim numarasının yer aldığını, ayrıca bazı iletilerde ret bildirimine imkân tanıyan URL bağlantısının da bulunduğunu beyan etmiştir. Bu nedenle iletilerin ret imkânı içerdiği ve yaptırımın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.

iii. Aksi kabul edilse dahi ret imkânı içeren iletiler yönünden yaptırım uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca her bir ileti için belirlenen ceza miktarının gerekçesiz şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğini ifade etmiştir.

11. Ticaret Bakanlığının ilgili birimince dosyaya sunulan yazı cevabında uygulanan yaptırıma ilişkin yasal dayanak ve sürece yer verilmiş, yaptırımın hukuka uygun olduğu belirtilmiş ve başvurucu hakkında şikâyette bulunan M.A.ya gönderilen SMS'lere ilişkin olarak telefon ekran görüntüleri de dâhil olmak üzere dayanak belgeler dosyaya ibraz edilmiştir.

12. Hâkimlik, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 10/1/2023 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"KARARINA İTİRAZ EDİLEN : TİCARET BAKANLIĞI

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İtiraz eden dilekçesinde özetle; TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ' nın 31/05/2022 tarih ve MG 2020/21 sayılı idari para cezası karar tutanağının yasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İdari yaptırım kararı ile ilgili düzenlenen tahkikat evrakı ve idari yaptırım kararı onaylı suretleri Hakimliğimizce celp edilmiş, evrak üzerinde yapılan incelemede; idarece düzenlenen tutanak ile eylemin sabit olduğu, sabit bulunan eylemin oluşturduğu kabahat nedeni ile hakkında idari yaptırım kararı düzenlenen idari yaptırımın yasa ve usule uygun olduğu anlaşılmakla itirazın reddine karar verilerek aşağıda yer aldığı şekilde hüküm kurulmuştur."

13. Başvurucu; karara karşı sunduğu itiraz dilekçesinde önceki iddialarını yinelemiş ve itirazlarının karşılanmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca itiraz incelemesinde hasım da dâhil olmak üzere hata yapıldığını, bu hâli ile itirazının etkili incelenmediği kanısında olduğunu ifade etmiştir.

14. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararda usule, kanuna ve oluşa aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle yapılan itirazı kesin olarak reddetmiştir.

15. Başvurucu, nihai kararı 16/1/2023 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 6563 sayılı Kanun'un "Ticari elektronik ileti gönderme şartı" başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla alınabilir. Kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla alıcının iletişim bilgilerini vermesi hâlinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz."

17. 6563 sayılı Kanun'un "Ticari elektronik iletinin içeriği" başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"İletide, hizmet sağlayıcının tanınmasını sağlayan bilgiler ile haberleşmenin türüne bağlı olarak telefon numarası, faks numarası, kısa mesaj numarası ve elektronik posta adresi gibi erişilebilir durumdaki iletişim bilgileri yer alır."

18. 6563 sayılı Kanun'un "Alıcının ticari elektronik iletiyi reddetme hakkı" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Hizmet sağlayıcı ret bildiriminin, elektronik iletişim araçlarıyla kolay ve ücretsiz olarak iletilmesini sağlamakla ve gönderdiği iletide buna ilişkin gerekli bilgileri sunmakla yükümlüdür."

19. 6563 sayılı Kanun'un "Cezai hükümler" başlıklı 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan hüküm şöyledir:

"Bu Kanunun;

c) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki, 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki yükümlülüklere aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılara ve aracı hizmet sağlayıcılara iki bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar

idari para cezası verilir."

20. Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ilgili hüküm şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Alıcı: Tüketiciyi ya da meslekî veya diğer amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,

b) Aracı hizmet sağlayıcı: Başkalarına ait iktisadî ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişileri,

ğ) Hizmet sağlayıcı: Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişileri,

ifade eder."

21. Yönetmelik'in "Ticari elektronik iletiler ve onay" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Hizmet sağlayıcının, mal ve hizmetlerini tanıtmak, pazarlamak, işletmesini tanıtmak ya da kutlama ve temenni gibi içeriklerle tanınırlığını artırmak amacıyla alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderdiği ticari elektronik iletiler için kendisi tarafından önceden onay alınır. Onay, reddetme hakkı kullanılıncaya kadar geçerlidir."

22. Yönetmelik'in "Ticari iletişim ve ticari elektronik ileti" başlıklı 8. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Kısa mesaj gibi sınırlı alanlar kullanılarak gönderilen ticari elektronik iletinin içeriğinde; tacirler için MERSİS numarasına, esnaflar için ise adı ve soyadı ile T.C. kimlik numarasına yer verilir. Hizmet sağlayıcı, bunlara ek olarak marka veya işletme adı gibi kendisini tanıtan diğer bilgilere yer verebilir."

23. Yönetmelik'in "Reddetme hakkı ve bildirim yöntemi" kenar başlıklı 9. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Hizmet sağlayıcının, alıcının ret bildirimi için ticari elektronik iletide, müşteri hizmetleri numarası, kısa mesaj numarası veya yalnızca ret bildirimine özgülenmiş bir URL adresi gibi erişilebilir iletişim adresini vermesi gerekir. Ticari elektronik ileti hangi iletişim kanalıyla gönderildiyse ret bildirimi de kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere aynı iletişim kanalıyla sağlanır."

24. Yönetmelik'in "İspat yükümlülüğü ve kayıtları saklama süresi" başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan hüküm şöyledir:

"Şikâyet konusu işlemlerde ispat yükümlülüğü hizmet sağlayıcıya ve/veya aracı hizmet sağlayıcıya aittir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 2/9/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; şikâyette bulunan kişinin müşterisi olduğuna, isim, iletişim ve adres bilgileri ile tüm siparişlerinin işyerinin otomasyon sisteminde kayıtlı olduğuna, kendisine gönderilen SMS'lerde işyerinin iletişim bilgilerinin yer aldığına, bir kısım ticari elektronik iletilerde alıcı olan şikâyetçinin ret bildirimine imkân tanıyan URL bağlantısının yer aldığına; bu hususlar dikkate alınmaksızın yaptırım uygulandığına ilişkin itirazlarının yargılama boyunca değerlendirilmediğini, itirazları hakkında ayrıca ve açıkça cevap verilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkına yönelik kararlarına ve bireysel başvuruların kabul edilebilirlik kriterlerine atıfta bulunularak mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünden temin edilen yazıyı da sunmuştur. Sunulan belgede somut olaya ilişkin idari ve yargısal süreç anlatılmış, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerine yer verilerek ticari elektronik iletilerin gönderilmesinde önceden onay alınmasının zorunlu olduğu, alıcının dilediği zaman ret hakkını kullanabileceği ve hizmet sağlayıcının bu talebe uygun davranmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu mevzuat kapsamında denetim ve yaptırım yetkisinin Ticaret Bakanlığına ait olduğu, şikâyetlerinse Ticaret İl Müdürlüklerince incelenerek sonuçlandırıldığı ifade edilmiştir. Somut olaya ilişkin olarak Müdürlükçe yapılan incelemede, başvurucuya ait işletme tarafından 2020 yılı içinde toplam 16 adet ticari elektronik ileti gönderildiğinin tespit edildiği, bu iletilerin 6563 sayılı Kanun’un 5, 6 ve 8. maddelerine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilerek idari yaptırım sürecinin başlatıldığı aktarılmıştır. Bu kapsamda ilgiliye savunma talep yazısının e-tebligat yoluyla usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ancak süresi içinde herhangi bir savunma sunulmadığı belirtilmiştir. Savunma verilmemesi üzerine Yönetmelik hükümleri uyarınca dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler esas alınarak işlem tesis edildiği ve 5326 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek en ağır idari para cezası uygulanmak suretiyle yeniden değerleme oranıyla 62.400 TL tutarında idari para cezasına hükmedildiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak Müdürlükçe tesis edilen idari yaptırım kararının 6563 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat hükümlerine uygun olduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuştur.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

29. Başvuru adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan Kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (çok sayıda karar arasından bkz. Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Caner Kandırmaz [2. B.], B. No: 2013/3672, 30/12/2014, §§ 27-32).

32. Somut olayda uygulanan 1 Mayıs 2015 tarihinde yürürlüğe giren 6563 sayılı Kanun ile Kanun'un uygulanmasına ilişkin hazırlanan Yönetmelik, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan ticari iletişime dair bilgi verme yükümlülükleri ve ticari elektronik iletilerde uyulması gereken usul ve esasların düzenlenmesini amaçlamıştır. Yönetmelik yalnızca ticari nitelik gösteren iletilere uygulanmaktadır. Yönetmelikle ticari iletişimin kuralları, elektronik iletişim araçlarıyla gönderilen SMS ve e-posta ile telefon araması yoluyla yapılan ticari elektronik iletilere ilişkin hususlar ve bunların yapılmasına elektronik ortam sağlayan aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri belirlenmektedir.

33. Hizmet sağlayıcı, alıcılara ticari elektronik ileti gönderebilmek için önceden onay almak zorundadır. Ticari elektronik iletilere ilişkin onay belirli usul ve esaslara göre alınmaktadır. Onay, ticari elektronik ileti gönderilmeden önce sadece hizmet sağlayıcı tarafından alınmakta ve alıcı reddetme hakkını kullanıncaya kadar geçerli olmaktadır. Hizmet sağlayıcı, önceden onayını aldığı alıcılara ticari elektronik iletileri kendisi gönderebileceği gibi aracı hizmet sağlayıcılar vasıtasıyla da gönderebilmektedir. Ticari elektronik ileti gönderen hizmet sağlayıcıdan, alıcının açık irade beyanını içerecek şekilde onayının alındığını ortaya koyması beklenmektedir.

34. Alıcı, ticari elektronik iletileri reddetme hakkına sahiptir ve hizmet sağlayıcısının alıcının ret bildirimini, elektronik iletişim araçlarıyla kolay ve ücretsiz şekilde iletebilmesini sağlaması gerekmektedir. Bu kapsamda hizmet sağlayıcı; gönderdiği iletide ret hakkına ilişkin gerekli ve açık bilgilere yer vermeli, iletinin gönderildiği kanal ile aynı kanal üzerinden ret imkânını sağlamalıdır. Alıcı, kendisine gönderilen ticari elektronik iletilerde reddetme hakkını kullanamadığını veya bu hakkın usulüne uygun sunulmadığını iddia ederek şikâyette bulunabilecektir. Şikâyet incelemesinde ispat yükünün hizmet sağlayıcıya ait olduğu düzenlenmiştir.

35. Somut olayda alıcı (şikâyetçi) M.A.nın başvurucu tarafından işletilen işyeri aracılığıyla kendisine 16 adet ticari elektronik ileti gönderildiği yönündeki şikâyeti üzerine başvurucu hakkında inceleme başlatılmış ve yapılan değerlendirme sonucunda söz konusu iletilerin tamamında alıcıya ret imkânı sunulmadığı gerekçesiyle idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu ise itirazında şikâyetçinin kendi abonesi olduğunu ve iletilerin rızaya dayalı olarak gönderildiğini, ayrıca iletilerden bir kısmında ret imkânının bulunduğunu ileri sürmüş; buna ilişkin ekran görüntüleri sunarak yaptırımın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia etmiştir. Bu itibarla ret imkânı bulunan iletiler yönünden ceza uygulanamayacağını ve ceza miktarının gerekçesiz şekilde belirlendiğini ifade etmiştir.

36. Hâkimlik kararında başvurucunun ileri sürdüğü bu iddiaların değerlendirilmediği, yalnızca idari para cezasının kanuna ve usule uygun olduğunun belirtilmesiyle yetinildiği anlaşılmıştır.

37. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun itirazında belirttiği iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ve bildirilen bu durum hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.

38. İleti alıcısının müşterisi olduğunu ifade eden, buna ilişkin müşteri ve sipariş bilgilerini içerdiği iddia edilen bilgisayar programı ekran görüntülerini sunan, iletilerin bir kısmında ret imkânı sağlayan bağlantıların bulunduğunu ifade edip bir kısım SMS görüntülerine dayanan başvurucunun itirazında dile getirilen bu hususlarla ilgili değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun savunmalarında ileri sürdüğü ve sonuca etkili olabilecek temel iddiaları ayrı ve açık olarak tartışılmamış, başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Sonuç olarak yargılamaya bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- Hâkimlik ve itiraz merciinin davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt vermediği anlaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

40. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

41. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

42. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

43. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş 2022/4866) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

D. 1.480,40 TL başvuru harcı ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.