0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

Musa Farisoğulları ve Remziye Tosun kararı

AYM, Diyarbakır'da yapılmak istenen basın açıklamasının engellenmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

B. No: 2022/12901Karar tarihi: 21.04.2026Birinci Bölüm

Esas (İhlal)

Anayasa Mahkemesinin başlığıMusa Farisoğulları ve Remziye Tosun Başvurusu

Başvuru; Diyarbakır Valiliğinin yasaklama kararı gerekçe gösterilerek Yüksek Seçim Kurulu kararını protesto etmek amacıyla düzenlenmek istenen basın açıklamasının kolluk tarafından tazyikli suyla engellenmesi ve sorumlular hakkında soruşturma izni verilmemesi nedenleriyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarının basın açıklamasının içeriğinin veya toplantının kamu güvenliği açısından somut ve yakın bir tehlike oluşturduğunu ortaya koyamadığını belirlemiştir. Genel güvenlik kaygılarının ve soyut risk değerlendirmelerinin temel hakka müdahaleyi tek başına haklı kılmayacağı vurgulanmıştır.

Kolluk güçlerinin etkinliğin barışçıl icrasını sağlayacak tedbirleri almak yerine doğrudan güç kullanarak müdahalede bulunmasının demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Anayasa'nın 34. maddesinin ihlal edildiğine ve başvuruculara ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Öne çıkanlar

  • Yasaklama kararına dayanılarak engellenen basın açıklaması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
  • Genel güvenlik kaygılarının ve muhtemel risklerin toplanma hakkına müdahaleyi tek başına haklı kılmayacağı belirtildi.
  • Müdahale sonrası yaşanan gerginliklerin müdahaleyi geriye dönük olarak haklı kılmayacağı vurgulandı.
  • Başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSA FARİSOĞULLARI VE REMZİYE TOSUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/12901)
2. Remziye TOSUN

Karar Tarihi21/4/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Yılmaz AKÇİL
RaportörHasan HÜZMELİ
Başvurucular1. Musa FARİSOĞULLARI
VekiliAv. Günizi SATAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, idarenin yasaklama kararı bulunduğu gerekçesiyle yapılmak istenen basın açıklamasının engellenmesi ve olayla ilgili şikâyet edilen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. PKK silahlı terör örgütü lideri olan A.Ö.nün ceza infaz kurumunda tecrit edildiği (avukatları ve aile bireyleriyle düzenli olarak görüştürülmediği) iddiasıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili L.G. açlık grevine başlamıştır. Anılan açlık grevi eylemine destek vermek amacıyla gerçekleştirilebilecek toplantı, basın açıklaması, bildiri dağıtımı ve benzeri etkinliklerin kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturabileceğini değerlendiren Diyarbakır Valiliği (Valilik), benzer nitelikteki her türlü eylem ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklamıştır. Bu kapsamda Valilik sırasıyla 31/3/2019-14/4/2019 ve 15/4/2019-30/4/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere iki yasaklama kararı vermiştir.

3. 10/4/2019 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen kişilerin belediye başkanı seçilmeleri hâlinde mazbata verilmemesi yönünde karar vermiş ve bu karara yapılan itirazı reddetmiştir. 16/4/2019 tarihinde, bu kararı protesto etmek amacıyla Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde 17/4/2019 günü saat 12.00’de toplantı yapılacağına dair HDP logolu bildiriler dağıtılmıştır. Anılan bildiride "HDP Amed İl Örgütü; Çağrı; Duyarlı Halkımıza; AKP-MHP iktidarının YSK eliyle halkımızın gasbetmek amacıyla uygulamaya koyduğu kayyum atamalarına ve Türkiye'deki anti – demokratik tüm uygulamaların kaynağı haline gelen tecrite hayır demek için buluşuyoruz; Ne kayyum ne tecrit! Demokratik, özgür bir ülke" şeklinde ifadeler yer almıştır.

4. 16/4/2019 tarihinde Valilik, Koşuyolu Parkı da dâhil olmak üzere il genelinde, 17/4/2019–22/4/2019 tarihleri arasında, belediyelere kayyum atamaları ve terör örgütü lideri A.Ö.nün ceza infaz kurumunda tecrit edildiği iddiası ile bu konuların devamı niteliğinde gerçekleştirilebilecek tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştır. Yasaklama kararında 2019 yerel seçim sonuçlarının bazı kesimlerce kabullenilmemesi nedeniyle protesto eylemleri yapılabileceği, etkinlikte provokatif eylemler gerçekleştirilebileceği, HDP tarafından dağıtılan bildiriler sonrası sosyal medya üzerinden "158. Günde direnişe devam, zindanlardan direnişe ses vermek için çarşamba günü saat 12.00’de Amed Koşuyolu Parkı’nda buluşuyoruz # mutlaka kazanacağız" şeklinde paylaşımlar yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda, PKK silahlı terör örgütü lideri A.Ö.nün ceza infaz kurumundaki koşullarına ilişkin iddialar nedeniyle başta HDP milletvekilleri olmak üzere birçok hükümlü ve tutuklunun açlık grevi yaptığı ve bu grevlere destek amacıyla yapılacak eylemlerde kamu güvenliği açısından risk doğabileceği, güvenlik güçleri ile vatandaşların karşı karşıya getirilmesinin amaçlandığı provokatif olaylar yaşanabileceği, kamu binaları ve çevresinde güvenlik zaafiyeti oluşabileceği ve karşıt görüşlü grupların karşılaşması hâlinde telafisi imkânsız olayların meydana gelebileceği değerlendirilmiştir.

5. Valilik, yasaklama kararını 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi ile 7. maddesinin -12/1/2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga- ikinci fıkrası ve 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (A) ve (C) bentlerine dayandırmıştır. Kararda ayrıca, millî güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması, suç işlenmesinin, şiddet olaylarının yaygınlaşmasının ve meydana gelebilecek muhtemel olumsuzlukların önlenmesi amacıyla söz konusu yasaklamanın gerekli görüldüğü ifade edilmiştir.

6. Başvurucuların beyanlarına göre YSK'nın anılan kararını protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması yapılmak istenmiş ancak olay mahallinde güvenlik tedbiri alan kolluk görevlileri, gruba herhangi bir açıklama yapma imkânı tanımadan zor kullanmak suretiyle müdahalede bulunmuştur.

7. Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara göre olayların gelişimi ise özetle şu şekildedir:

i. Valiliğin yasaklama kararına rağmen, HDP ve Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) öncülüğünde 17/4/2019 tarihinde Koşuyolu Parkı’nda basın açıklaması yapılacağı, açıklamanın ardından ceza infaz kurumuna gidilerek burada uygulandığı iddia edilen tecridi protesto amacıyla açlık grevindeki hükümlülere destek olunacağı, ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Binası içinde de oturma eylemi başlatılarak açlık grevi yapılacağı bilgisine ulaşılmıştır. Kolluk görevlileri saat 09.40 sıralarında HDP İl Başkan Yardımcısı ile görüşerek Valilik tarafından alınan yasaklama kararını hatırlatmış, söz konusu karar kendisine iletilmiştir. Bu nedenle planlanan etkinliğe izin verilmeyeceği belirtilerek etkinliğin iptal edildiğine dair kamuoyuna açıklama yapılması talep edilmiştir. Ayrıca kolluk görevlileri, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda saat 11.00 itibarıyla gerekli emniyet tedbirlerini almıştır. HDP İl Binası’ndan Koşuyolu Parkı’na toplu yürüyüş yapılabileceği ihtimali dikkate alınarak anılan bina önünde de güvenlik önlemi alınmıştır.

ii. Saat 11.30 civarında park içinde toplanan gruba, Valilik tarafından alınan yasaklama kararı hatırlatılarak etkinliğe izin verilmeyeceği belirtilmiş ve dağılmaları yönünde uyarıda bulunulmuştur. Bu uyarı üzerine yaklaşık 150 kişilik grup herhangi bir müdahale olmaksızın dağılmaya başlamıştır. Aynı esnada aralarında başvurucuların ve iki milletvekilinin de yer aldığı yaklaşık 40 kişilik bir grup, parkın farklı bir girişinden alana girmiştir.

iii. Kolluk görevlileri, başvurucu Musa Farisoğulları ile yaptıkları müzakerede, Valilik tarafından alınan yasaklama kararını hatırlatarak etkinliğin HDP’nin il ve ilçe binalarında yapılabileceğini belirtmiştir. Kolluk görevlileri ayrıca, etkinlik sonrasında kanuna aykırı gösteri ve sokak eylemlerinin düzenlenebileceğine dair bilgiler bulunduğunu ve bu nedenle etkinliğin şehrin huzurunu bozabileceğini ifade etmiştir. Konuşma Çözüm ve Şahıs Tespit Tutanağı’na göre başvurucu, yalnızca kısa bir basın açıklaması yapılacağını ve ardından grubun dağılacağını beyan etmiştir. Buna karşılık polis, Valiliğin yürürlükte olan yasaklama kararını hatırlatmış, daha önce benzer açıklamaların kapalı alanlarda yapılabildiğini, bu nedenle etkinliğin kamuya açık bir alanda gerçekleştirilmesine izin verilemeyeceğini ifade etmiştir. Başvurucu ise süregelen yasaklama kararları verildiğini ve partilerinin kamuya açık bir alanda etkinlik yapma yönünde aldığı karar doğrultusunda hareket ettiklerini belirtmiştir. Polis, etkinliğin şehirde huzursuzluk yaratabileceğini, görüşmeler sırasında grubun zılgıt attığını ve bu durumun grup üzerinde etkin bir denetim sağlanamadığının göstergesi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu ise söz konusu davranışların engellenmesi konusunda gruba uyarıda bulunabileceklerini belirtmiştir. Polis, etkinliğe kesinlikle müsaade edilmeyeceğini yinelemiş; açıklama sonrası kamu düzenini bozacak olayların yaşanabileceğini vurgulamıştır. Başvurucu ise sadece basın açıklaması yapılacağını, ardından grubun 15 dakika kadar oturup dağılacağını ifade etmiştir.

iv. Bu görüşmeler sırasında, içinde milletvekili S.G.nin de yer aldığı yaklaşık on kişilik bir grubun Türkçe tercümesi "Yaşasın zindan direnişi" şeklinde slogan atarak parka girdiği, müzakereler sürerken de bu sloganın atılmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Bunun üzerine kolluk, ses yükseltici cihazla eylemin kanuna aykırı olduğunu ve grubun dağılması gerektiğini bildirmiştir. İhtarlara uyulmaması üzerine gruba toplumsal olaylara müdahale aracı (TOMA) ile su sıkılarak müdahalede bulunulmuştur.

Müdahale sonrasında aralarında başvurucuların da bulunduğu yaklaşık on beş kişilik grubun aynı sloganı atarak yeniden toplanmaya çalışmaları üzerine ikinci kez su sıkılarak müdahale edilmiştir. Müdahale sonrası grubun önemli bir kısmı dağılmış ancak aralarında başvurucular ile HDP yöneticilerinin de yer aldığı bir grup dağılmamakta ısrar etmiştir. Bu sırada milletvekilleri S.A. ve S.G.nin, güvenlik önlemi alan kolluk görevlilerine "saldırarak" tepki göstermesi, diğer milletvekilleri ve siyasi parti yöneticilerinin de dağılmaması üzerine kolluk tarafından yeniden TOMA ile müdahalede bulunulmuştur. Müdahale sırasında başvurucu Musa Farisoğulları, TOMA’daki görevliye hakaret içerikli sözler sarf etmiştir. Milletvekili S.A. ise bir polis memuruna hakaret etmiş ve koluna vurmuş; ayrıca müdahale esnasında düşen bir milletvekilinin hastaneye nakli sırasında görevli memura bağırarak tekme atmıştır.

v. Parktan ayrılan yaklaşık otuz kişilik bir grup, Sunay Caddesi üzerinde araç ve yaya trafiğini engelleyecek şekilde, "[Yaşasın zindan direnişi]; Direne direne kazanacağız; Katil devlet kürdistandan defol; Baskılar bizi yıldıramaz" şeklinde sloganlar atarak yürümüş; kolluğun bu gruba yönelmesi üzerine eylemciler ara sokaklara dağılmıştır. Yüzlerini kapatan bazı şahısların şehir merkezindeki ana arterlerde yasa dışı sloganlar attıkları, çöp konteynerlerini devirerek yaya ve araç trafiğini engellediklerinin ihbar edilmesi üzerine müdahalede bulunulmuştur. Ayrıca parkta görevli bir polis memuruna hakaret eden kişinin yakalanması sırasında direnmesi sonucu bir polis memuru elinden yaralanmıştır.

8. Başvurucular ve HDP, yapılmak istenen basın açıklamasının kolluk görevlilerince hukuka aykırı ve orantısız güç kullanılarak engellendiğini iddia ederek, müdahale talimatı veren ve müdahale eden kolluk görevlileri hakkında yaralama, siyasi hakların kullanılmasını engelleme, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve görevi kötüye kullanma suçlarından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı, basın açıklamasına izin verilmemesi ve TOMA ile yapılan müdahale sonucu yaralanma ile görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin olarak Valilikten soruşturma izni talep etmiştir. Valilik, yürüttüğü ön inceleme sonucunda kimlik bilgileri tespit edilen kolluk görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.

9. Anılan karara karşı yapılan itiraz üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 1/12/2021 tarihinde "basın açıklamasına izin verilmemesi" eylemi yönünden ceza soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte ve ağırlıkta bir durum olmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun soruşturma iznine tabi olmadığını ve bu suç yönünden Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan soruşturma yapılması gerektiğini değerlendirerek, karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşmış; dosyayı işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

10. Başvurucular, basın açıklamasının engellenmesine ilişkin soruşturma izni verilmemesine dair nihai kararı 6/1/2022 tarihinde öğrendiklerini beyanla 7/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/3/2022 tarihinde kolluk görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle evrakın işlemden kaldırılmasına karar vermiştir. Öte yandan -bu başvuruya konu edilmeyen- zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu bakımından devam eden adli soruşturma 12/2/2024 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla neticelenmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucular, Yüksek Seçim Kurulunun HDP’nin bazı adaylarına ilişkin verdiği kararı protesto amacıyla bir parkta yapmak istedikleri basın açıklamasının kolluk görevlilerince TOMA ile tazyikli su sıkılarak engellendiğini ve anılan müdahalede gereksiz ve orantısız güç kullanıldığını ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucular, gerçekleştirilen müdahale nedeniyle kamu görevlileri hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçundan soruşturma izni verilmesine karşın görevi kötüye kullanma suçu yönünden soruşturma izni verilmediğini belirterek aynı müdahale kapsamında basın açıklamasının engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu düzenine yönelik gerçek ve somut tehditler bulunması hâlinde yetkili makamların bunları bertaraf edecek tedbirler alabileceğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yapılmıştır. Bakanlık, başvuruya konu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde anılan içtihadın dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

14. Başvurunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Somut olayda başvurucuların da içinde bulunduğu grubun basın açıklaması yapmasına engel olunmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir (benzer değerlendirme için birçok karar arasında bkz. Filiz Kerestecioğlu Demir (3) [2. B.], B. No: 2020/11218, 19/10/2022, § 59). Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Müdahalenin dayanağı olan 5442 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (A) ve (C) bentleri ile 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı kabul edilmiştir. Müdahalenin Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Bu aşamadan sonra müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir.

16. Başvuruya konu olayda, bir siyasi partiye mensup milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir grup, mensup oldukları siyasi partinin belediye başkanı adaylarını da etkileyecek bir konuda YSK'nın verdiği bir kararı protesto etmek amacıyla kamuya açık bir alanda basın açıklaması yapmak istemiştir (bkz. § 3). Buna karşın Valilik, yapılan toplantı çağrısının amacının terör örgütü liderine ceza infaz kurumunda tecrit uygulandığı iddiasıyla başlatılan açlık grevine destek verme ile belediyelere kayyum atanması işlemini protesto etme olduğunu değerlendirerek bu konularda gerçekleştirilebilecek tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştır (bkz. §4).

17. Başvuruya konu olayda kolluk görevlileri, Valiliğin yasaklama kararı bulunduğu gerekçesiyle etkinlik henüz başlamadan önce, başvurucu Musa Farisoğulları'na etkinliğe izin verilmeyeceğini bildirmiş ve etkinliğin yapılması ihtimalini gözeterek siyasi partinin il başkanlığı binası çevresinde güvenlik önlemleri almıştır (bkz. § 7/i). Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara göre, yaklaşık kırk kişilik bir grup arasında olan başvurucu Musa Farisoğulları, yalnızca basın açıklaması yapılacağını ve akabinde on beş dakikalık oturma eylemi sonrası dağılacaklarını ifade etmesine rağmen polis, yasaklama kararı bulunduğunu belirterek açıklama yapılmasına izin vermemiştir. Ayrıca, polis yapılan görüşmeler sırasında slogan atıldığını ve etkinliğin ardından kamu düzenini bozacak eylemlerin gerçekleşebileceğine dair bilgileri bulunduğunu ifade etmiştir (bkz. § 7/iii). Görüşmeler sürerken yaklaşık on kişilik bir grubun slogan atarak parka girmesi üzerine kolluk kuvvetleri gruba dağılmaları yönünde uyarıda bulunmuş ve akabinde TOMA ile su sıkarak toplanan kişilere müdahale etmiştir. Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanakta, bu müdahalelerin ardından kamu düzenini bozucu nitelikte bazı eylemlerin gerçekleştirildiği belirtilmiştir. (bkz. § 7/iv-v).

18. Her ne kadar kolluk müdahalesinin ardından kamu düzenini bozucu nitelikte bazı eylemler meydana geldiği belirtilmişse de somut başvuruda ilk olarak değerlendirilmesi gereken husus, kolluk görevlilerinin toplantı ve gösteri yürüyüşüne yönelik müdahalesine dayanak oluşturan ve yasaklama kararında belirtilen esas gerekçedir. İkinci olarak ise kolluk görevlilerinin yapılmak istenen toplantı ve basın açıklamasına güç kullanarak izin vermemesi incelenmelidir. Bu çerçevede kolluk görevlilerinin toplantı ve gösteri yürüyüşüne müdahalesine dayanak olan yasaklama kararının ve bu karara dayanarak yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.

19. İdare tarafından gerçekleştirilen müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ve orantılı olduğunun ispatı kural olarak müdahale eden kamu makamları ve müdahaleyi denetleyen yargı mercilerine düşmektedir (zorunlu sosyal ihtiyaç ve orantılılığa ilişkin genel ilkeler için bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; Sevinç Hocaoğulları [2. B.], B. No: 2015/271, 15/11/2018; §§ 37-46). Bu çerçevede, yasaklama kararının ve bu karara dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir (kanunda öngörülen usullere uyulmadan yapılan toplantının tek başına toplantının barışçıllığını ortadan kaldırmadığına ve müdahale için yeterli olmadığına ilişkin kararlar için bkz. Abdulmecit Yıldırım ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/32660, 17/9/2024, § 89; Filiz Kerestecioğlu Demir (3) [2. B.], B. No: 2020/11218, 19/10/2022, § 77; barışçıl toplantıya devletin sabır ve hoşgörü göstermesine yönelik kararlar için bkz. Osman Erbil [2. B.], B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 54; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/17391, 19/4/2018, § 54; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale için yapılması gereken değerlendirmeler için bkz. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve diğerleri (2) [GK], B. No: 2016/14518, 12/10/2023, § 78). Ayrıca başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile kamu düzeninin muhafazası amacı arasında adil bir denge kurulmalı, buna ilişkin hususlar ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır (İsmail Sarıkabadayı ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/23696, 8/6/2021, § 45).

20. Eldeki başvuruda Valilik, yapılması planlanan etkinliğin kamu düzenini bozabilecek nitelikte provokatif eylemlere yol açabileceği, kamu binaları ve çevresinde güvenlik zaafiyeti oluşturabileceği, karşıt görüşlü grupların karşı karşıya gelmesi hâlinde telafisi güç olayların yaşanabileceği, kamu güvenliği bakımından ciddi risk bulunduğu ve şiddet olaylarının yaygınlaşabileceği yönündeki genel değerlendirmelere dayanarak il genelinde belirli konularda gerçekleştirilecek tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştır (bkz. §§ 3-4).

21. Buna göre idarenin eylemin konusu itibarıyla kamu düzenini olumsuz etkileyebileceği gerekçesiyle yasaklama kararı verdiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, toplumun genelinin veya devlet politikasını benimseyen bazı kesimlerin düşünceleriyle çelişen, onları inciten ya da endişelendiren sonuç ve öneriler içerse dahi -bu kadarla sınırlı kaldığı sürece- düşüncelerin kolektif biçimde ifade edilmesine imkân tanınması gerektiğini vurgulamıştır. Anılan koruma yalnızca toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz görülen bilgi ve fikirler için değil; aynı zamanda kaba, şoke edici ya da rahatsızlık verici nitelikteki açıklamalar için de geçerlidir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Emin Aydın (2) [2. B.], B. No: 2013/3178, 25/6/2015,§ 35; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 102-103; ayrıca karşılaştırmak için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 128).

22. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahalelerin ancak somut ve güncel bir tehlikenin ortaya konulması hâlinde meşru kabul edilebileceğini istikrarlı biçimde belirtmektedir (ayrıntılı açıklamalar için bkz. Mahmut Kaçan [GK], B. No: 2021/56755, 8/1/2026, § 37; benzer yönde kararlar için bkz. Halkların Demokratik Partisi Genel Merkezi (2) [1. B.], B. No: 2022/9655, 16/9/2025, §§ 23-34; Hrant Dink Vakfı [2. B.], B. No: 2021/29443, 12/6/2024, §§ 39 – 49).Müdahaleye dayanak yasaklama kararında ileri sürülen gerekçelerin, kamu düzenine yönelik açık ve yakın bir tehlikenin varlığını ortaya koyan somut olgulara dayanmadığı görülmektedir.

23. Mevcut olayda kamu makamları, yapılmak istenen basın açıklamasının içeriği ve konusu itibarıyla kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından nasıl bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyan ikna edici ve somut bir gerekçeye yer vermemiştir. Nitekim kamusal belgeler incelendiğinde, toplantının barışçıl olmadığına veya şiddet içereceğine ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle müdahalenin demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşacak nitelikte yeterli ve ilgili bir gerekçeye dayanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

24. Başvuruda incelenmesi gereken bir diğer husus, kolluk görevlilerinin yapılmak istenen toplantı ve basın açıklamasına güç kullanarak müdahale edilmesinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığıdır. Mevcut olayda başvurucuların da aralarında bulunduğu grup, yalnızca basın açıklaması yapacaklarını ve kısa süreli bir oturma eyleminin ardından dağılacaklarını bildirmelerine rağmen kolluk görevlileri, görüşmeler sırasında slogan atıldığını ve etkinlik sonrasında kamu düzenini bozabilecek eylemlerin gerçekleşebileceğine ilişkin bilgiler bulunduğunu ileri sürerek etkinliğe müdahalede bulunmuştur (bkz. § 17).

25. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre; kamu düzeninin, genel güvenliğin ve başkalarının haklarının korunmasına yönelik tedbirler almak yetkili idari makamların görev ve sorumluluğunda olsa da yalnızca muhtemel güvenlik risklerine dayanılarak toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanamaz. Ayrıca genel güvenlik kaygıları, temel hakka yönelik müdahaleyi tek başına haklı kılmak için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez (açık ve yakın bir tehlikeye ilişkin benzer nitelikte açıklamalar için bkz. Ramazan Sümer [2. B.], B. No: 2018/15924, 11/5/2022, § 57; Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve diğerleri, § 70; Ali Bozan [2. B.], B. No: 2021/27262, 10/1/2024, §§ 37-38). Barışçıl yollardan siyasi bir talebin dile getirilmesini veya siyasi parti mensuplarını etkileyen bir yargı kararının protesto edilmesini amaçlayan bir etkinliğin, yalnızca halkın gündelik yaşamı üzerinde belli ölçüde olumsuz etkilerinin veya kamu düzenini bozma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle engellenmesi anayasal bakımdan yeterli değildir. Kamu düzeninin bozulacağı veya bu tehlikenin bulunduğuna dair somut ve nesnel gerekçelerin ortaya konulması gerekir.

26. Öte yandan bir etkinliğin kamu düzenini bozma ihtimalinin bulunması, devletin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Aksine kamu otoritelerinin başvurucunun talep ettiği etkinliği gündelik yaşama en az müdahale ile gerçekleştirebileceği alternatif yolları değerlendirmesi ve etkinliğin barışçıl şekilde icrasını mümkün kılacak koruyucu önlemleri alması beklenir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Nizamettin Öztürk (2) [1. B.], B. No: 2019/18668, 21/9/2023, §15). Ne var ki somut olayda kolluk görevlileri, Valilik tarafından alınan yasaklama kararı dışında toplantıya müdahaleyi haklı kılabilecek başkaca bir gerekçe sunmaksızın, basın açıklaması henüz başlamadan müdahalede bulunmuştur. Başvurucuyla yapılan görüşmede kamu düzeninin bozulabileceğine ilişkin bilgi bulunduğu belirtilmişse de bu iddiayı destekleyen ikna edici hiçbir açıklama yapılmamış; müdahalenin zorunlu olduğuna dair gerekçeler yargısal denetime elverişli biçimde ortaya konulmamıştır. Dahası mevcut olayda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesini engelleyen herhangi bir istisnai hâlin varlığı da ileri sürülmemiştir (idarenin gerekçe sunma yükümlülüğüne ilişkin açıklamalar için bkz. Hrant Dink Vakfı [2. B.], B. No: 2021/29443, 12/6/2024, § 46).

27. Ayrıca başvurucular, gerçekleştirmek istedikleri basın açıklamasının YSK kararını protesto etmeye yönelik olduğunu belirtmelerine rağmen kolluk görevlileri, müdahaleye dayanak yasaklama kararının, "kayyum atamalarının ve … A.Ö. Üzerinde bulunan -sözde- tecrit bahanesiyle gerçekleştirilebilecek .. eylem ve etkinlikler ile belirtilen konuların devamı niteliğindeki” eylemlere ilişkin olduğunu gözetmemiş (bkz. § 4) ve basın açıklamasının içeriğine dair herhangi bir araştırma çabasına girmemiştir. Kolluk kuvvetlerinin açıklamanın içeriğini, toplantının süresini ve katılımcı sayısının sınırlı olduğunu dikkate almadığı, toplantının yapılmak istendiği alanın ne şekilde güvenlik zaafiyeti doğuracağı veya kamu düzenini müsamaha edilemeyecek ölçüde nasıl bozacağı hususunda olgulara dayalı bir değerlendirme ortaya koymadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle kamu makamlarının herhangi bir şiddet eylemi, şiddete teşvik, demokratik düzeni ortadan kaldırma amacı ya da kamu düzenine yönelik açık ve yakın bir tehlike unsuru bulunduğunu ortaya koymadan müdahalede bulunduğu anlaşılmaktadır.

28. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre bazı katılımcıların polise yönelik fiziki müdahalesinin ve kamu düzenini bozucu nitelikteki bazı eylemlerin polisin gerekli olmadığı hâlde toplantıya müdahalesi sonrası gerçekleştirildiği ve bu eylemlerin başvuruya konu müdahaleye dayanak gerekçeler olmadığı anlaşılmıştır (bkz. § 7). Toplantıya müdahale esnasında katılımcıların gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlere yönelik bazı yaptırımlar uygulanabilir ise de bu durum, toplantıya kolluk görevlilerince yapılan hukuka aykırı müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmez (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Veli Saçılık ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası (Ses) [2. B.], B. No: 2018/5878, 19/12/2023, § 28; Maside Ocak Kışlakçı [1. B.], B. No: 2019/21721, 16/11/2022, § 26) .

29. Sonuç olarak , başvurucuların da aralarında bulunduğu grubun gerçekleştirmek istediği toplantı ve basın açıklamasının kamu düzeni açısından tehlike oluşturduğuna ve başvuruya konu müdahalenin zorunluluğuna dair somut ve ikna edici bir gerekçe ortaya konulmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

31. Başvurucular; ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

32. Yasaklama kararıyla engellendiği ileri sürülen basın açıklamasının olay tarihi itibarıyla başvurucular bakımından özel bir anlam taşıdığı açıktır. Ancak olay tarihi sonrasında da söz konusu etkinliğin gerçekleştirilmesinin güncel ve özel bir anlam ifade ettiği başvurucular tarafından ileri sürülmediği gibi bu husus olayın niteliğinden de anlaşılmamaktadır. Dolayısıyla başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

33. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvuruculara manevi zararları karşılığında taleple bağlı kalınarak ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (2019/27738 Sor. No.) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.