Başvuru, ceza yargılaması kapsamında başvurucuya ait araca uygulanan elkoyma tedbirinin uzun sürmesi ve aracın yediemin deposunda zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Kaçakçılık soruşturmasında el konulan aracın müsadere talebi derece mahkemesince reddedilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine araç üzerindeki tedbir şerhi kaldırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat davası yolunun hem elkoymanın hukuka aykırılığının tespiti hem de zararın giderilmesi açısından erişilebilir ve etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir. Başvurucunun anılan kanun yolunu tüketmeksizin doğrudan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşıldığından, başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir.
Öne çıkanlar
- Ceza yargılamasındaki elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği öne sürüldü.
- Araç üzerindeki tedbir şerhi yargılama sürecinin kesinleşmesiyle kaldırıldı.
- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki tazminat davasının tüketilmesi gereken etkili bir yol olduğu belirtildi.
- Başvuru yolları tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NACİYE BAKIŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/39686)
| Karar Tarihi | 16/9/2026 |
|---|---|
| Başkan | İrfan FİDAN |
| Üyeler | Recai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL |
| Raportör | Ahmet Faruk TANYILDIZI |
| Başvurucu | Naciye BAKIŞ |
| Vekili | Av. Bayram BAYKAL |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, elkoyma tedbirinin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Bireysel Başvuru Tarihine Kadarki Süreç
2. 11/5/2008 tarihinde başvurucunun eşinin de aralarında bulunduğu şüphelilerin başvurucunun aracı ile 4.500 kg kaçak toz şeker nakli yaptığının tespit edilmesi üzerine 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan Özalp Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Yapılan soruşturma kapsamında Başsavcılığın talebi üzerine 13/6/2008 tarihinde başvurucunun aracına Özalp Sulh Ceza Mahkemesi tarafından el konulmasına karar verilmiştir.
3. Başsavcılık tarafından 19/7/2010 tarihinde iddianame düzenlenerek şüphelilerin 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması ve sicile şerh konulmak suretiyle elkoyma tedbiri uygulanan aracın müsaderesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
4. Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmekte olan davada başvurucu malen sorumlu sıfatıyla yer almıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 21/11/2013 tarihinde sanıkların 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca suçta nakil aracı olarak kullanılan başvurucunun aracının müsadere edilmesine karar vermiş, sanıklar ve başvurucu bu kararı temyiz etmiştir.
5. Yargıtay 10/12/2019 tarihinde anılan kararın bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece 13/10/2020 tarihinde bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda bozmaya uyularak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuya ait aracın müsaderesine yer olmadığına, karar kesinleştiğinde aracın ruhsat sahibine iadesine ve araç üzerinde bulunan "Satılamaz-Devredilemez" şerhinin kaldırılmasına karar vermiştir.
6. Başvurucu, yargılama devam etmekteyken 4/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
B. Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç
8. Yargıtay 14/12/2021 tarihinde anılan kararın onanmasına karar vermiştir. Mahkemece başvurucunun aracı üzerine konulan tedbirin kaldırılması için 30/3/2022 tarihinde Başsavcılığa müzekkere yazılmış, Başsavcılık tarafından yapılan işlemler sonucunda 5/5/2022 tarihinde başvurucunun aracı üzerindeki şerhin kaldırıldığı Mahkemeye bildirilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; malen sorumlu olarak yer aldığı ceza yargılamasında yargılama boyunca elkoyma tedbirinin devam ettiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü belirtmiştir. Başvurucu ayrıca tedbirin devam ettiği süreçte aracın yediemin deposunda tutulduğunu, aracı teslim alamadığını, on üç yıl depoda tutulan aracın çürüdüğünü belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Mahkemenin bozma sonrası yaptığı yargılamada başvurucuya ait aracın müsadere talebinin reddine, araç üzerindeki "Satılamaz-Devredilemez" şeklindeki tedbir şerhinin ise karar kesinleştiğinde kaldırılmasına yönelik bir karar verildiği ve bu kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşme sonrasında araç üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılması için ilgili kurumlarla yazışma yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun malen sorumlu sıfatıyla Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılamaya katılma olanağı bulduğu, savunma ve itirazlarını ileri sürebildiği, bu durumun orantılılık ve ölçülülük incelemesi yapılırken dikkate alınmasının faydalı olacağı değerlendirilmiştir.
11. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz [1. B.], B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri [1. B.], B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).
12. 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoyma işleminin hukuka aykırılığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan [2. B.], B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28).
13. Anayasa Mahkemesi, elkoyma tedbirinin hukuka aykırı olmasından dolayı mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (Nuray Işık [2. B.], B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 58-69).
14. Somut olayda, başvurucunun mal varlığına uygulanan elkoyma tedbirinin kaldırılması için Mahkemece 30/3/2022 tarihinde Başsavcılığa müzekkere yazıldığı, Başsavcılık tarafından yapılan işlemler sonucunda 5/5/2022 tarihinde başvurucunun aracı üzerindeki şerhin kaldırıldığı tespit edilmiştir.
15. Bununla birlikte başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yoluna başvurduğuna ilişkin bilgi ve belge sunmadığını da vurgulamak gerekir. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
16. Başvurucu, malen sorumlu olarak yer aldığı ceza soruşturması ve kovuşturması süresince trafik siciline şerh konulması ve fiilen el konulan aracı üzerindeki tedbirin uzun süre devam etmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.
17. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 16/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.