0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

Soner Recai Öner başvurusunda kabul edilemezlik kararı

Anayasa Mahkemesi, koruma alanına ruhsatsız yapı yapılmasına ilişkin davada gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasını kabul edilemez buldu.

B. No: 2023/35387Karar tarihi: 22.09.2026Birinci Bölüm

Kabul Edilemezlik vd.

Anayasa Mahkemesinin başlığıSoner Recai Öner Başvurusu

Başvuru, koruma alanında bulunan taşınmaza izinsiz prefabrik yapı inşa edilmesi nedeniyle verilen mahkûmiyet kararında esaslı iddiaların karşılanmaması sonucu gerekçeli karar hakkı ile adil yargılanma hakkının güvencelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

İlk derece mahkemesi; yapı tespit tutanağı, keşif ve bilirkişi raporları doğrultusunda başvurucunun taşınmaz üzerine izinsiz yapı yaparak inşai ve fiziki müdahalede bulunduğunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçunu işlediğini belirterek hapis cezası vermiş ve bu cezayı ertelemiştir. İstinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, mahkûmiyet hükmünde davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki temel iddia ve savunmaların ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılandığını belirlemiştir. Yargıtay içtihatlarında da koruma alanlarındaki inşai müdahaleler bakımından yapı kayıt belgesinin atılı suçun unsurlarını ortadan kaldırmayacağının kabul edildiğine dikkat çekilmiştir. Bu gerekçelerle gerekçeli karar hakkına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle kabul edilemez olduğuna, diğer ihlal iddialarının da kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

Öne çıkanlar

  • Koruma alanına izinsiz prefabrik yapı inşası nedeniyle verilen mahkûmiyete karşı yapılan başvuru incelendi.
  • Mahkemenin uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve savunmaları yeterli gerekçeyle karşıladığı sonucuna varıldı.
  • Gerekçeli karar hakkı ile diğer hakların ihlal edildiğine dair iddialar açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemezlik kararı verildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SONER RECAİ ÖNER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/35387)

Karar Tarihi22/9/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL
RaportörHüseyin ERAL
BaşvurucuSoner Recai ÖNER
VekiliAv. İsmail HAYDAROĞLU

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza davasında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Urla Belediye Başkanlığı tarafından "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içinde bulunan ve başvurucunun maliki olduğu taşınmaz üzerine izinsiz ve ruhsatsız olarak prefabrik yapı yapıldığının tespiti üzerine Urla Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunulmuştur.

3. Yapılan müracaat üzerine Başsavcılık, imar kirliliğine neden olma ve 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçlarını işlediği şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

4. Soruşturma işlemleri kapsamında Yapı Tespit Tutanağı, tapu kayıtları ve encümen kararı temin edilmiştir. 1/2/2019 tarihli yapı tespit tutanağında başvurucunun maliki olduğu taşınmaz üzerine izinsiz olarak 50 m² alanında tek katlı ve çatılı prefabrik yapı yaptığı belirtilmiştir. Başvurucu, ihbara konu yapıyla ilgili olarak 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi aldığına dair 29/7/2018 tarihli belgeyi ibraz etmiştir. Ayrıca prefabrik yapının yapılma tarihinin ve yine 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin uygulanabilirliğinin ispatı bakımından dinlenmesini istediği tanık listesini, satış faturasını ve uydu fotoğraflarını dosyaya sunmuştur.

5. Başsavcılık, başvurucunun imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından cezalandırılması talebiyle 4/2/2020 tarihli iddianameyi düzenlemiştir. İddianamede, başvurucunun "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak ayrılan yerde bulunan taşınmazı üzerine izinsiz olarak prefabrik ev inşa ettiği ve bu yapıyla ilgili aldığı yapı kayıt belgesinin koruma alanı için geçerli olmadığı belirtilerek atılı suçları işlediği iddia edilmiştir.

6. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme, 26/2/2020 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra taşınmazın özel imar rejiminde bulunup bulunmadığı ve yine koruma alanında bulunduğuna dair şerhin tapu kayıtlarında olup olmadığının araştırılmasına karar verilmiştir.

7. Yargılama, yedi celsede tamamlanmıştır. Başvurucu, yargılama aşamasında yaptığı savunmasında yapı kayıt belgesinin 31/12/2017 tarihinden önce tamamlanan yapıları kapsadığını ve taşınmazındaki yapının 2017 yılı Eylül ayında tamamlandığını belirtmiştir. Başvurucu, ayrıca taşınmazın koruma alanında kaldığından haberinin olmadığını ve koruma alanı olan yerlere yapı kayıt belgesi verilemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, üçüncü celse sonunda taşınmazın fiziki durumunun tespiti amacıyla keşif yapılmasına karar vermiştir. Keşif sonrasında düzenlenen 9/3/2021 tarihli bilirkişi raporunda tek katlı ve çatılı prefabrik yapının ruhsat alınarak yapılabilecek nitelikte olduğu fakat taşınmazın "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içinde olduğuna dair şerhin ise 10/7/2018 tarihinde terkin edildiği açıklanmıştır. Anılan raporda 2863 sayılı Kanun kapsamında yapılan değerlendirmede ise yapının araziye kalıcı ve geri dönülemez bir zarar vermediği belirtilmiştir.

8. Beşinci celse Mahkeme, taşınmazın sit alanında kalıp kalmadığının ve bu alanla ilgili Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEB) kurulup kurulmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından sorulmasına, taşınmaza inşai ve fiziki müdahale olup olmadığına yönelik yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü 30/6/2021 ve 18/7/2021 tarihli yazı cevaplarında ilgili yerde KUDEB kurulmadığını ve taşınmazın bulunduğu alanın "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içinde kaldığını bildirmiştir. Çevre mühendisi tarafından hazırlanan 24/9/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise emsal nitelikteki istinaf kararlarına göre yapının koruma alanına inşai ve fiziki müdahale oluşturduğu değerlendirilmiştir.

9. Mahkemece başvurucunun 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği sabit kabul edilerek anılan suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucu hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Mahkeme tarafından başvurucunun tek bir eylemle imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçlarını işlediği ancak fikrî içtima hükümleri gereği en ağır cezayı gerektiren 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırıldığı belirtilmiştir. Gerekçeli kararda; Yapı Tespit Tutanağı, keşif ve bilirkişi raporu ile tapu kayıtları çerçevesinde başvurucunun "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içinde kalan taşınmaz üzerine izinsiz ve ruhsatsız olarak tek katlı, çatılı prefabrik ev yaptığı hususlarına dayanılmıştır.

10. Başvurucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı 1/11/2021 tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde taşınmazın koruma alanından çıkarılmış olması ve yapıyla ilgili yapı kullanım belgesi alınması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Anılan karara yönelik katılan kurum da itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazları inceleyen İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi, suçtan önceki hâle getirme koşulu gerçekleşmeksizin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasına karar vermiştir.

11. Kararın kaldırılması sonrasında Mahkemece 17/3/2022 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra başvurucunun beyanının alınmasına yönelik işlem yapılmasına karar verilmiştir. Yargılama, iki celsede tamamlanmıştır. Başvurucu, ikinci celse yaptığı savunmasında taşınmazın koruma alanında kaldığından haberinin olmadığını ve taşınmaza herhangi bir zarar da vermediğini ileri sürmüştür.

12. Yargılama neticesinde Mahkemece, başvurucunun 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği sabit kabul edilerek anılan suçtan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine de karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"…[Başvurucu] Sanığa isnat olunan suça konu eylemler ile dosyada mevcut tüm anlatım, tutanak ve raporlar doğrultusunda, Urla Zeytineli Mahallesi Cumhuriyet Caddesi adresinde 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' içerisinde kalan, tapunun 162 ada 168 parsel üzerinde izinsiz ve ruhsatsız olarak 50 m2 ebatlarında tek katlı kırma çatı prefabrik yaptığı, inşaat seviyesinin %100 olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı olayda,

Her ne kadar sanık Soner Recai ÖNER mahkememizce alınan beyan ve savunmalarında, 2017 yılında tarlayı satın alıp 2017 yılının eylül-ağustos aylarında prefabrik yapıyı yaptıklarını, buranın düşük yoğunluklu yapılaşmaya elverişli yer olduğunu bildiğini fakat koruma alanında kaldığını bilmediğini beyan etmişse de, sanığın imara uygun olarak inşai faaliyetlerde bulunması durumunda kurumlara başvuru sırasında suça konu yerin vasfını öğrenebileceği hal kapsamında yapılan değerlendirmede, savunmasındaki hususların sanığın ika etmiş olduğu eylemlerinden doğan hukuki sorumluluğunu kaldırmada makul ve hukuki gerekçe olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Mahkememizce mahallinde suç unsurlarının tespiti için yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 09/03/2021 tarihli Bilirkişi Raporunda; … sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirmediği, dolayısıyla araziye kalıcı, geri dönüşümsüz zarar verilmediği görüş ve kanaatine varıldığı, ayrıca, Urla Tapu Müdürlüğü'nün 04.03.2020 tarih ve 800671 sayılı yazısında belirtildiği üzere; davaya konu 162 ada 168 nolu parselin tamamının 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' içerisinde olduğuna dair şerhin 10.07.2018 tarih ve 7666 ve 7638 yevmiye numaraları ile yapılan terkinlere bağlı olarak sit dışına çıkarılmış olması sebebiyle, 2863 sayılı yasaya muhalefet suçuna dair unsurlarının ortadan kalktığı noktasında takdirin mahkemede olduğu … belirtilmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/2698 Esas, 2021/459 Karar sayılı kararı ile benzer yöndeki istinaf kararları [doğrultusunda] … tek katlı prefabrik yapının, sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirmediği yönündeki bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığından bahisle dosya yeniden bir başka bilirkişiye tevdi edilmiştir.

Çevre Mühendisi tarafından düzenlenen Bilirkişi Raporunda; Herhangi bir ham alana/araziye belirli bir harcama yapılarak prefabrik veya kalıcı bir yapının konulması sahaya genel olarak 'fiziki ve inşai müdahale olduğu' anlamına geldiği, dava konusu yapının da sit alanına etkisinin bundan ibaret olduğu, bu anlamda davaya konu tek katlı prefabrik yapının sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği ancak yapının söz konusu alana geri dönüşümsüz bir zarar da vermediği hususlarına gerek T.C, İzmir Bölge Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin 2019/2698 E. nolu ve 2021/459 sayılı istinaf kararı gerekse de dava dosyasında yer alan bilgi belgeler doğrultusunda kanaat getirildiği belirtilmiştir.

Yapının söz konusu alana geri dönüşümsüz bir zarar vermediği sabit olup, yapılan araştırmada suç tarihi itibariyle suça konu yerde koruma uygulama denetim bürosu [KUDEB] bulunmadığı anlaşılmıştır.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü cevabi yazısında, suça konu yerin İzmir 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu'nun 05/06/2017 tarih ve 68 sayılı kararı ile uygun bulunan 21/07/2017 tarih ve 8482 sayılı Bakanlık Makamı Olur'u ile onaylanan koruma kategorileri paftasında "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" içerisinde kalmakta olduğu belirtilmiştir.

Her ne kadar sanık hakkında hem 5237 Sayılı TCK'nın 184/1. Maddesinde düzenlenen İmar Kirliliğine Neden Olma hem de 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet Etme suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; tüm dosya kül olarak değerlendirildiğinde sanığın tek bir eylemle iki farklı suçu işlediği böylece 5237 Sayılı TCK'nın 44. Maddesi gereğince en ağır cezayı gerektiren 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet Etme suçundan hüküm kurulması gerektiği sabit olup, imar kirliliğine neden olma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, sanığın üzerine atılı 2863 sayılı yasaya muhalefet suçuna konu yapının atılı suçun unsurunu oluşturan inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği anlaşıldığından eylemine uyan yasa maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur."

13. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra yapı kullanım belgesi bulunmasına rağmen ceza verilemeyeceğini, koruma alanı şerhinin tapudan terkin edildiğini, sunduğu delillerinin değerlendirilmediğini ve tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 23/3/2023 tarihinde esastan reddedilmiştir.

14. Başvurucu, nihai kararı 12/4/2023 tarihinde öğrendikten sonra 20/4/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; verilen cezanın gerekçelendirilmediğini, kararda matbu ifadelerin yer aldığını, yapının 2017 yılı öncesinde inşa edildiğine yönelik sunduğu delillerin kararda tartışılmadığını ve istinaf incelemesi sonucu verilen kararın da gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlıkça ayrıca Mahkemelerin gerekçeli karar hakkı kapsamındaki yükümlülüğünün, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağı da açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.

18. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

19. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

20. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

21. Mahkeme; başvurucuya ait taşınmazın tapu kayıtları, Yapı Tespit Tutanağı, belediye meclis kararı, İl Çevre Müdürlüğü yazı cevapları ile kovuşturma aşamasında yapmış olduğu keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporları çerçevesinde başvurucunun özel koruma alanı içinde bulunan taşınmazı üzerine izinsiz ve ruhsatsız olarak tek katlı ve çatılı prefabrik yapı yaptığı gerekçesiyle mahkûmiyet sonucuna ulaşmıştır. Başvurucunun izinsiz yapı inşa etmek şeklindeki tek eylemiyle iki farklı suç işlediğini kabul eden Mahkeme, hukuki nitelendirmesini fikrî içtima hükmü gereği en ağır yaptırımı içeren 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçu olarak açıklamıştır (bkz. § 12). Başvurucu ise aşamalardaki savunmalarında prefabrik evle ilgili yapı kullanım belgesinin bulunması nedeniyle suç oluşmayacağını ve taşınmazın bulunduğu yerin koruma alanı içinde kaldığından haberinin olmadığını ileri sürmüştür (bkz. §§ 4, 7). Buna göre başvurucunun ayrı ve açık yanıt verilmesini beklediği olgu, izinsiz ve ruhsatsız olarak yapıldığı kabul edilen prefabrik evle ilgili yapı kayıt belgesinin bulunmasına rağmen anılan suçun işlendiğinin hangi gerekçeyle kabul edildiğinin açıklanmasıdır.

22. Yargıtay uygulamasında amir hükümlere aykırı olarak verilen yapı kayıt belgelerinin mutlak korunması gerekli alanlarda kalan inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hâle getirmeyeceği (birçok karar arasından bkz. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 9/7/2025 tarihli ve E.2023/2695, K.2025/12648; 24/3/2025 tarihli ve E.2023/6837, K.2025/5563 sayılı kararları) ve yine 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarına etki etmeyeceği belirtilmiştir (birçok karar arasından bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13/3/2025 tarihli ve E.2023/2720, K.2025/2749; 6/3/2025 tarihli ve E.2024/3797, K.2025/2427 sayılı kararları).

23. Somut olayda Mahkeme, başvurucuya ait taşınmazın "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" içinde kaldığını ve bu alan içindeki taşınmaza başvurucu tarafından prefabrik bir yapının konulmasının sahaya genel olarak fiziki ve inşai müdahale olduğunu kabul etmiştir. Anılan kabul ilgili kurum tarafından dosyaya gönderilen yazı cevapları ve yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna dayandırılmıştır. Bu noktada izinsiz yapının tamamlanma tarihinin tapu kaydındaki "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" şerhinin terkin tarihinden önce olduğunun altı çizilmelidir. Öte yandan gerekçeli kararda atılı suçla ilgili istinaf mahkemesi kararlarına da yer verilerek kovuşturma işlemlerinin bu doğrultuda yapıldığı da açıklanmıştır. Son olarak Mahkeme, düzenlenen ilk bilirkişi raporuna itibar edilmeme gerekçesini de ayrıca ortaya koymuştur.

24. Sonuç olarak mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediğinden söz etmek mümkün görünmemektedir. Mahkûmiyet kararında uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılandığı, kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

26. Başvurucunun; yapının inşa tarihinin tespiti amacıyla sunduğu tanıkların dinlenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ihlal edildiği iddiasının Atila Oğuz Boyalı ([2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47) ve Ahmet Zeki Üçok ([1. B.], B. No: 2013/1966, 25/3/2015, § 70) kararları, şüpheye rağmen haksız yere ceza verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının Adnan Şen ([GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine BIRAKILMASINA 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.