Başvuru, başvurucunun kızının erkek arkadaşına ait evde asılı hâlde ölü bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasında eksik incelemelerle ası suretiyle intihar sonucuna varılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına dayanmaktadır.
Başvuruyu Anayasa'nın 17. maddesinde korunan yaşam hakkının usul boyutu kapsamında inceleyen Anayasa Mahkemesi, soruşturmada bazı önemli eksikliklerin bulunduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme; müteveffadan alınan tırnak örnekleri üzerinde inceleme yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığını, müteveffanın ve erkek arkadaşının telefonlarının teknik olanaklar araştırılarak başka mercilerce incelenmediğini ve kapıcının çelişkili beyanları konusundaki iddiaların araştırılmadığını tespit etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, bu gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetmiş; kararın yeniden soruşturma yapılması için Konya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Öne çıkanlar
- AYM, şüpheli ölüm soruşturmasında yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi.
- Müteveffadan alınan tırnak örneklerinin incelenmemesi eksiklik olarak değerlendirildi.
- Şifreli ve arızalı olduğu belirtilen cep telefonlarının başka kurumlara inceletilmemesi yetersiz bulundu.
- İhlalin giderilmesi için dosyanın yeniden soruşturma yapılmak üzere Başsavcılığa gönderilmesine karar verildi.
- Başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMİL ÇÖLLÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/48068)
| Karar Tarihi | 22/4/2026 |
|---|---|
| Başkan | Basri BAĞCI |
| Üyeler | Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Ömer ÇINAR, Metin KIRATLI |
| Raportör | Soner GÖÇER |
| Başvurucu | Cemil ÇÖLLÜ |
| Vekili | Av. Yaşar GÜNEYSU |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ölüm olayı üzerine başlatılan ceza soruşturmasında eksik inceleme neticesinde ası suretiyle intihar sonucuna ulaşılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/11/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucunun kızı H.Ç., erkek arkadaşı Y.B.nin evinde 28/2/2021 günü ölü bulunmuştur. Olaya ilişkin olarak Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır.
6. Kollukça tanzim edilen tutanağa göre olay günü saat 17.45 sıralarında haber merkezine gelen ihbar üzerine olay yerine intikal edilmiştir. Olay yerinin site içinde bulunan beş katlı bir binanın çatı katı dairesi olduğu, H.Ç.nin evin koridor kısmındaki doğal gaz borusuna boğazından asılı olduğu ve ayaklarının alt kısmında sandalye bulunduğu görülmüştür. Olay yerinde bulunan ve H.Ç.nin uzun süreli sevgilisi olduğunu ifade eden Y.B. ikametgâhın kendisine ait olduğunu, H.Ç.nin herhangi bir psikolojik rahatsızlığı bulunmadığını ve ilaç kullanmadığını, H.Ç.yi en son bir gün önce akşam saatlerinde aynı ikamette gördüğünü, akşamüzeri H.Ç.nin yanından ayrılıp H.E. isimli kadının yanına gittiğini, sonrasında H.Ç. ile görüşmediğini, bir gün sonra yani olay günü H.Ç.den haber alamaması üzerine eve geldiğini ancak kilitli olduğu için kapıyı açamadığını, bunun üzerine endişelenerek karşı komşu olan Em.Ş.nin kapısını çaldığını, ondan kendi evine geçmek için izin istediğini ve adı geçenin evinden çatıya çıkarak evinin banyo kısmında yer alan pencereyi kırıp içeri girdiğini, H.Ç.yi koridordaki gaz borusuna asıl hâlde bulduğunu, ilk etapta kaldırmaya çalıştığını ancak H.Ç.nin nefes almadığını ve ellerinin mor olduğunu görünce vazgeçtiğini beyan etmiştir. Aynı tutanakta apartman sakinleri ile yapılan şifahi görüşmeler neticesinde H.Ç.yi en son olay günü saat 09.30 sıralarında alt komşu İ.A.nın 12 yaşlarındaki oğlu B.A.nın balkonda gördüğü, daha sonra gören olmadığının tespit edildiği, nöbetçi Cumhuriyet savcısının da olay yerine intikal ettiği belirtilmiştir. H.Ç.nin cesedinin yakınındaki masa üzerinde bulunan ve H.Ç.ye ait olduğu düşünülen telefon ile Y.B.nin rızasıyla teslim ettiği telefon muhafaza altına alınmıştır. Rızaen telefonunu teslim eden Y.B.nin telefonun bozuk olduğunu ve zaman zaman kendi kendine sıfırladığını söylemesi üzerine kolluk personelinin yaptığı incelemede telefonun kendini sıfırladığı görülmüştür.
7. Aynı gün olay yeri inceleme ekiplerince yapılan incelemede ikametgâhın banyo havalandırma penceresinin kırılarak pencereye delik açıldığı, daire kapı ve pencerelerinde zorlama olmadığı, H.Ç.nin doğal gaz borusuna çapı yaklaşık 1 cm'lik naylon iple düğüm yapmak suretiyle asılı olduğunun görüldüğü tespit edilmiştir.
8. Cumhuriyet savcısının katılımı ile ceset üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi neticesinde tanzim edilen tutanakta H.Ç.nin boyun bölgesinde telem izi saptandığı, ası fiilinin gerçekleştiği, sağ ve sol klavikula (köprücük kemiği) ve hyoid kemik (dil kemiği ) sağ boynunda telem izine uyan ekimoz alanları görüldüğü, kişinin ölümünün ası neticesinde meydana geldiği ve ası eyleminin kişi canlı iken gerçekleştiği, ölüme etkili başkaca herhangi bir travmatik lezyon izine rastlanmadığı belirtilmiştir. İşlem sırasında cesetten anal ve vajinal svap, kan, safra ve tırnak örnekleri alınmış; mesane boş olduğu için idrar örneği alınamamıştır.
9. Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporuna göre ölü muayene ve otopsi işlemi sırasında cesetten alınan anal ve vajinal svap örneklerinde meniye rastlanmamış, raporda sürüntü örneklerinin kadın genotipine uygun olduğu bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesinin toksikoloji raporuna göre cesetten alınan kan ve safrada alkol ve uyuşturucu, uyarıcı maddeler de dâhil olmak üzere sistematikteki maddelerin bulunmadığı bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporunda otopsi ve ölü muayene raporu ile kan ve safra örneklerinde yapılan histopatolojik ve toksikolojik inceleme raporları birlikte değerlendirildiğinde kişinin ölümüne etkili toksik madde tespit edilemediği, kesin ölüm sebebinin ölü muayene ve otopsi tutanağında belirtildiği kanaati bildirilmiştir.
10. Y.B. bilgi sahibi sıfatıyla kollukta alınan ifadesinde üniversite öğrencisi olduğunu, zaman zaman ayrılıp barışsalar da H.Ç. ile yaklaşık 15 aydır sevgili olduklarını, olayın yaşandığı ikametgâhı kendisinin kiraladığını ve kullandığını, H.Ç.nin de zaman zaman gelip bu evde kaldığını belirtmiştir. Y.B. 26 Şubat günü öğleden sonra H.Ç. ile buluştuklarını, alışveriş yaptıktan sonra kendisinin bekâr evine geçtiklerini, geceyi birlikte geçirdiklerini, 27 Şubat öğlen saatlerinde uyanarak birlikte kahvaltı yaptıklarını, saat 17.00 sıralarında H.Ç.yi evde bırakarak kuzeniyle buluşmak için evden ayrıldığını, kuzeni H.B. ile buluştuğunu, akabinde H.B.nin arkadaşları olan ancak isimlerini bilmediği kimselerin evine gittiklerini ve orada kaldıklarını, saat 01.27'de H.Ç.nin kendisine WhatsApp'tan "Bu beni son görüşün olsaydı ne yapardın?" şeklinde mesaj attığını ancak bu mesajı saat 05.00 sıralarında gördüğünü, mesaja "Bu ne demek, ne biçim konuşuyorsun, ne demeye çalışıyorsun?" şeklinde yanıt verdiğini fakat mesajın iletilemediğini, bunun üzerine arama yaptığını ancak telefonun kapalı olduğunu, H.Ç.nin uyuduğunu düşündüğü için konunun üzerinde durmadığını ve uyuduğunu ifade etmiştir. Y.B. öğlen saatlerinde uyandığını, kahvaltı yaptıktan sonra kuzeni H.B. ile, bir hafta kadar önce vefat eden dedesinin taziye evine gittiklerini, oradan çıktıktan sonra saat 17.00 sıralarında evine geldiğini, kapıyı çaldığını, açan olmadığı gibi kapının kilitli olduğunu fark ettiğini söylemiştir. İddiasına göre Y.B. bunun üzerine karşı komşusu ve aynı zamanda binanın kapıcısı Er.Ş.nin evinin kapısını çalmış ve kapıyı açan Er.Ş.nin eşi Em.Ş.ye evine girmek için pencereden çatıya çıkmasına müsaade etmesini rica etmiş; izin vermesi üzerine komşunun evinin penceresinden çatıya çıkmış, dairesinin havalandırma boşluğuna bakan banyo penceresini kırarak banyoya girmiş ve antrede H.Ç.yi urgan iple doğal gaz borusuna asılı vaziyette bulmuştur. Y.B., hemen çığlık atarak kapı kilidini açtığını ve komşulardan yardım istediğini, ayrıca H.Ç.yi kucaklayarak kaldırmaya çalıştığını ancak bedeninin cansız olduğunu ve katılaştığını, ellerinin ise morardığını gördüğünü ifade etmiştir. Y.B. evden çıkmadan önce ya da evden çıkarken H.Ç. ile bir tartışma yaşamadığını, aksine sarılıp kucaklaşarak ayrıldıklarını, H.Ç.nin ve kendisinin birbirleri haricinde görüştüğü kişiler de olduğunu, bunu ikisinin de bilmesine rağmen sorun etmediklerini, H.Ç.nin on beş gün kadar önce tesettüre girdiğini, psikolojik bir sorunu olmadığını ancak son zamanlarda biraz soğuk ve depresif olduğunu belirtmiştir. H.Ç.nin neden intihar ettiğini bilmediğini ve intiharına ilişkin şüphelendiği bir durumunda olmadığını ifade eden Y.B., H.Ç.nin birliktelikleri süresince hiç intihara teşebbüsü veya intihar edeceğine dair bir söylemi olmadığını söylemiştir. Y.B. telefonun arızalı olmasından dolayı yazışmaların otomatik silindiğini, bu nedenle WhatsApp ve normal mesajlaşmaları gösteremediğini ancak H.Ç.nin telefonu incelenirse mesajlara ulaşılabileceğini belirtmiştir.
11. Y.B.nin beyanlarında ismi geçen kuzeni H.B. bilgi sahibi sıfatıyla kollukça alınan ifadesinde olaydan bir gün önce Y.B. ile buluştuklarını ve kendisinin arkadaşı olan H.E.K.nın evine gittiklerini ve geceyi orada geçirdiklerini, sonraki gün ise saat 14.30-15.00 sıralarında buradan ayrılarak birlikte babaannelerinin evine gittiklerini, kendisinin bir süre sonra oradan ayrıldığını söylemiştir.
12. Y.B.nin beyanlarında geçen karşı komşu Em.Ş. bilgi sahibi sıfatıyla kollukça alınan ifadesinde Y.B.nin karşı komşuları olduğunu, Y.B.nin arkadaşlarının eve ara sıra geldiğini, H.Ç.yi tanımadığını, daha önce evden herhangi bir tartışma sesi gelmediğini, olay günü Y.B.nin kapısını çalarak pencereden çatıya çıkmak için izin istediğini, müsaade etmesi üzerine çatıya çıkıp oradan kendi evine giren Y.B.nin beş dakika sonra bağırması üzerine kapıya çıktığında Y.B.nin kız arkadaşının intihar ettiğini söylediğini, bunun üzerine 112 Acil'i aradığını belirtmiştir.
13. Yine Y.B.nin beyanlarında geçen karşı komşu Er.Ş. bilgi sahibi sıfatıyla kollukça alınan ifadesinde Y.B.nin karşı komşusu olduğunu, kendisinin aynı zamanda apartmanın kapıcısı olduğunu, H.Ç.yi tanımadığını ancak Y.B.nin evine girerken iki üç defa gördüğünü, en son olaydan iki üç gün önce daireleri gezip ihtiyaçları olup olmadığını sorduğu esnada Y.B.nin dairesinin kapısını çaldığını, Y.B.nin kapıyı açtığını, H.Ç.yi evde gördüğünü, sonrasında Y.B.yi görmediği için ne zaman evden ayrıldığını bilmediğini, olay günü apartmanın bahçesinde temizlik yaptığı sırada eşinin kendisini çağırması üzerine olaydan haberdar olduğunu söylemiştir.
14. Y.B.nin kuzeni H.B.nin beyanlarında ismi geçen H.E.K. kollukta bilgi sahibi sıfatıyla alınan beyanında Y.B.yi arkadaşı H.B. vasıtasıyla tanıdığını, maktul H.Ç.yi ise tanımadığını, 27 Şubat günü saat 23.00 civarında H.B.nin Y.B. ile beraber evine geldiğini, oturduklarını, o geceyi evinde geçirdiklerini, sonraki gün saat 14.30 civarında ayrıldıklarını ifade etmiştir. H.E.K., Y.B.nin bu süre zarfında herhangi biriyle telefonda tartıştığına şahit olmadığını belirtmiştir.
15. Olay günü kollukça tanzim edilen tutanakta apartman sakinleri ile yapılan şifahi görüşmeler neticesinde H.Ç.yi en son gören kişi olduğu tespit edilen alt komşu İ.A.nın 12 yaşlarındaki oğlu B.A.nın da kollukça bilgi sahibi sıfatıyla ifadesine başvurulmuştur. B.A., olay günü olan 28/2/2021 tarihinde saat 10.00 sıralarında evinin çevresinde bisiklet sürerken bir ara evlerinin üst katının balkonunda kadın şahsı gördüğünü, şahsın vücudunu aşağıya sarkıttığını, bu sırada hızlı hızlı nefes alıp verdiğini, 15-20 saniye kadar sonra içeri girdiğini ve kadını bir daha görmediğini ifade etmiştir.
16. Olayın yaşandığı sitenin yöneticisi olan M.T. kollukta bilgi sahibi sıfatıyla alınan beyanında Y.B.nin bir ay kadar önce sitenin 5A numaralı bloğuna taşındığını, zaman zaman arkadaşları ile gelip gittiğini gördüğünü ancak gelip giden bir kadın görmediğini, Y.B.ye ilişkin olarak site sakinlerinden herhangi bir şikâyet gelmediğini ifade etmiştir.
17. H.Ç.nin annesi F.Ç. kollukta müşteki sıfatıyla alınan beyanında kızı H.Ç.nin bir ay kadar önce üniversiteden mezun olduğunu, aslında Konya merkezde ikamet ettiklerini ancak eşinin köyde hayvancılıkla uğraştığını, bu nedenle pandemi dolayısıyla kendisinin ve diğer üç çocuğunun köye gidip eşiyle kalmaya başladığını ancak kızı H.Ç. köye gelmek istemediğinden onun Konya merkezdeki evlerinde ikamet etmeye devam ettiğini ifade etmiştir. F.Ç. kızı H.Ç.nin yaklaşık bir yıl kadar önce soyadını bilmediği Y. isimli biri ile tanıştığını, kendisine onunla evlilik düşündüklerini söylediğini ancak sık sık ayrılık yaşadıklarını, daha sonra ise barıştıklarını, kendilerinin köyde, kızları H.Ç.nin ise Konya merkezde olduğu 26/2/2021 günü saat 23.00 sıralarında H.Ç.nin "Anne biz Y. ile ayrıldık." şeklinde mesaj yolladığını, sonraki gün sabah kalktığında mesajın silindiğini fark edince kızını aradığını, H.Ç.nin "Evet mesaj atmıştım ancak sabah sildim, mesajla değil arayınca söylemek istedim sana." dediğini, ne olduğunu sorduğunda ise "Boş ver anne ya, yaptığını sindiremiyorum." dediğini belirtmiştir. F.Ç. bu sözlerden H.Ç.nin üstü kapalı olarak Y.B.nin kendisini aldattığını anlatmaya çalıştığını anladığını, son olarak kızı H.Ç.nin "Ayrıldık bir daha dönüşü olmaz." dediğini, konuşmalarının bu şekilde sonlandığını, olay günü olan 28/2/2021 tarihinde H.Ç.nin telefonu kapalı olduğu için ona ulaşamadıklarını, olayı ise akşam 20.00 sıralarında öğrendiklerini söylemiştir. Kızının psikolojik bir rahatsızlığı olmadığını ifade eden F.Ç., H.Ç.nin cep telefonunun incelenmesini talep ederek bu inceleme neticesinde herhangi bir kimsenin intihara yönlendirmesi veya intiharına sebep olması söz konusuysa bu kişiden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. H.Ç.nin babası başvurucu Cemil Çöllü de müşteki sıfatıyla alınan beyanında eşinin beyanlarına iştirak ettiğini dile getirerek kızının cep telefonunun incelenmesi talebini yinelemiştir.
18. H.Ç.nin cesedinin yakınındaki masa üzerinde bulunan ve H.Ç.ye ait olduğu düşünülerek muhafaza altına alınan telefona ilişkin olarak İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen adli kopya raporunda telefonun ekran kilidi olup telefona takılı SIM kartın şifresi bulunduğu, ekran kilidi ve şifre nedeniyle inceleme yapılamadığı, müştekilerin de şifreyi bilmediklerini söyledikleri belirtilmiştir.
19. Başvurucu Cemil Çöllü, Başsavcılığa verdiği dilekçeyle H.Ç.nin öldüğü sitede kapıcılık yapan Er.Ş.nin kollukta verdiği ifadede farklı vakitlerde kendisi ve bir kısım akrabası ile yaptığı şifai görüşmelerde çelişkili beyanları olduğunu ileri sürerek adı geçenin ve isimlerini belirttiği akrabalarının beyanlarının alınmasını talep etmiştir. Başvurucuya göre şifai görüşmelerde günde iki veya üç defa kapıları çaldığını, bu nedenle H.Ç.yi tanıdığını söyleyen Er.Ş.nin kollukta verdiği ifadede H.Ç.yi tanımadığını ifade etmesinin yine kollukta olay günü H.Ç.yi gördüğüne yönelik bir beyanı yok iken şifai görüşmelerde olay günü H.Ç.yi balkonda gördüğünü, dahası kendisinin de Y.B. ile çatıya çıkarak daireye girdiğini söylemesinin çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
20. Yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılıkça 10/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda soruşturma kapsamında toplanan deliller ve alınan beyanlar özetlenmiş; başvurucu her ne kadar kapıcı Er.Ş.nin çelişkili beyanları olduğu gerekçesiyle şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasını talep etmişse de olayın ası suretiyle intihar olduğu, asının canlı iken meydana geldiği, müteveffanın ölümünde şüpheli bir durum bulunmadığı, Er.Ş.nin müteveffayı tanıyıp tanımamasının olayın esasına bir etkisi olmadığı, bu nedenle adı geçenin şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasına gerek olmadığı, ölümün H.Ç.nin kendisini asması sonucu gerçekleştiği, H.Ç.nin ölümünde herhangi bir kimsenin kusuru ve ihmali olmadığı gibi herhangi bir kimsenin intihara teşvik, ikna, yardım, zorlama, azmettirme şeklinde bir müdahalesi de bulunmadığı gerekçelerine yer verilmiştir.
21. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiş; Er.Ş.nin beyanlarındaki çelişkilerin giderilmemesi, H.Ç.nin telefonu ve telefon içindeki SIM kartının incelenmemesi nedeniyle soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
22. Konya 2. Sulh Ceza Hâkimliği 4/10/2021 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve kanuna aykırı olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
23. Başvurucu, nihai kararı 11/10/2021 tarihinde öğrenmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Anayasa Mahkemesinin 22/4/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
25. Başvurucu; H.Ç.nin öldüğü sitede kapıcılık yapan Er.Ş.nin kollukta verdiği ifade ile farklı vakitlerde kendisi ve bir kısım akrabasıyla yaptığı şifai görüşmelerdeki beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, H.Ç.nin telefonunun ve telefondaki SIM kartın şifreli olması nedeniyle İl Emniyet Müdürlüğünde inceleme yapılamadığını, Başsavcılıkça başkaca bir inceleme yaptırılmadığını, telefon ve SIM kartın başka bir kuruma gönderilmediğini, soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini, dolayısıyla hak arama hürriyeti ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde soruşturma süreci özetlenerek ilgili belgelerin örnekleri sunulmuş, yapılacak incelemede sunulan bilgi ve belgeler ile Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa'nın "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
28. Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama …hakkına sahiptir."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Yakınmaların şüpheli ölüm olayına dair soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğine ilişkin olması nedeniyle başvurunun yaşam hakkının usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
31. Yaşam hakkı çerçevesindeki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).
32. Ölüme kasten neden olunması veya ölümün saldırı sonucu meydana gelmesi hâlinde etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü ölüm olayı hakkında ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir (Asya Göres ve diğerleri [GK], B. No: 2018/15851, 1/12/2022, § 74). Bu tür soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamları resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeli, soruşturma makul bir özen ve süratle yürütülmeli, soruşturma veya sonuçların gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınları soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmelidir (Salih Akkuş [1. B.], B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Bununla birlikte etkili soruşturma yürütme, bir sonuç mükellefiyeti değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98).
33. Ölüm olayını çevreleyen koşulların ve varsa sorumluların tespitine engel olmadığı sürece Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ölen kişinin yakınlarının her türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu yoktur (Yavuz Durmuş ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62; Mahpulah Özarslan [2. B.], B. No: 2016/12544, 15/9/2020, § 62).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
34. Başvuruya konu olayda başvurucunun kızı H.Ç.nin vefatına ilişkin olarak Başsavcılıkça resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır.
35. Yürütülen soruşturma kapsamında olay yerinde inceleme yapılmış, ceset üzerinde otopsi işlemi gerçekleştirilmiş, cesetten alınan kan ve safra sıvısı numuneleri Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, başvurucu dâhil ilgililerin bilgisine başvurulmuştur. Olay yeri inceleme ekiplerince yapılan incelemede, daire kapı ve pencerelerinde zorlama olmadığı tespit edilmiştir. Otopsi, toksikoloji ve adli tıp raporlarına göre cesedin boyun bölgesinde telem izine uyan alan dışındaki bölgelerde herhangi bir travmatik bulguya rastlanmamış; kişinin ölümünün ası neticesinde meydana geldiği ve ası eyleminin canlı iken gerçekleştiği, ölüme etkili herhangi başkaca bir travmatik lezyon izine rastlanmadığı, alınan kan ve safra örneklerinde alkol, uyuşturucu, uyarıcı yahut toksik bir maddenin tespit edilmediği gibi cesetten alınan anal ve vajinal sürüntü örneklerinde meniye rastlanmadığı bildirilmiştir. Bilgisine başvurulan Y.B. saat 01.27'de H.Ç.nin kendisine WhatsApp'tan "Bu beni son görüşün olsaydı ne yapardın?" şeklinde mesaj attığını ifade etmiş; H.Ç.nin annesi F.Ç. saat 23.00 sıralarında H.Ç.nin kendisine "Anne, biz Y. ile ayrıldık." şeklinde mesaj yolladığını, sonraki gün konuştuğu H.Ç.nin "Boş ver anne ya, yaptığını sindiremiyorum." dediğini, bu sözlerden H.Ç.nin üstü kapalı olarak Y.B.nin kendisini aldattığını anlatmaya çalıştığını söylemiştir. Alt komşunun H.Ç.yi en son gören kişi olduğu tespit edilen 12 yaşlarındaki oğlu B.A. dışarıda oynarken bir ara evlerinin üst katının balkonunda bir kadın gördüğünü, şahsın vücudunu aşağıya doğru sarkıttığını, bu sırada hızlı hızlı nefes alıp verdiğini söylemiştir. Yürütülen soruşturma neticesinde olayın ası suretiyle intihar olduğu, asının canlı iken meydana geldiği, H.Ç.nin ölümünde şüpheli bir durum bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
36. Başvurucunun ve H.Ç.nin annesinin meşru menfaatlerini korumaları için resen başlatılan soruşturma sürecine ve soruşturmaya katılımı sağlanmıştır. Ayrıca soruşturma makul bir özen ve süratle yürütülmüştür.
37. Böyle olmakla birlikte yürütülen soruşturmada bazı eksiklikler göze çarpmaktadır:
i. H.Ç.den alınan tırnak örneği üzerinde inceleme yapıldığına dair bir bulguya rastlanmadığı gibi kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da bu yönde bir kayda yer verilmemiştir.
ii. H.Ç.nin olay yerinde bulunup muhafaza altına alınan telefonu ile içindeki SIM kartta şifrelerin tespit edilememesi nedeniyle İl Emniyet Müdürlüğünde inceleme yapılamasa da bahsi geçen materyalin başka bir kurum tarafından incelenmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmamıştır.
iii. Y.B.nin telefonu üzerinde bir inceleme yapılmamıştır. Telefonun başkaca bir kuruma gönderilerek incelenip incelenemeyeceği araştırılmamış, yalnızca kolluk personelince telefonun bozuk olduğu ve zaman zaman kendi kendini sıfırladığı tutanak altına alınmakla yetinilmiştir.
iv. Başvurucu, soruşturma dosyasına verdiği dilekçeyle H.Ç.nin öldüğü sitede kapıcılık yapan Er.Ş.nin kollukta verdiği ifade ile farklı vakitlerde kendisi ve bir kısım akrabası ile yaptığı şifai görüşmelerde çelişki olduğunu ileri sürse de bu hususta başkaca bir işlem yapılmamıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
V. GİDERİM
39. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ile 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
40. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
41. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmaya konu eylemlerle ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.
42. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için talebine bağlı kalınarak başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Konya Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2021/12208) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.