0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

Ümit Özkan başvurusunda hak ihlali kararı

AYM, cezaevinde kapalı görüşlerin kaydedilmesi ve defterlere el konulması nedeniyle hak ihlali kararı vererek tazminata hükmetti.

B. No: 2022/37725Karar tarihi: 22.09.2026Birinci Bölüm

Esas (İhlal)

Anayasa Mahkemesinin başlığıÜmit Özkan Başvurusu

Başvuru, ceza infaz kurumunda kapalı görüşmelerin dinlenip kaydedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin; nakil sırasında getirilen defter ve notlara el konulması sebebiyle de ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, kapalı görüşmelerin teknik araçlarla dinlenip kayda alınmasının yasal dayanağının bulunmadığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca mahpusların el yazısı dokümanlarına el konulmasını öngören bir kanun hükmü olmaması sebebiyle ifade özgürlüğünün de ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Mahkeme, haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlalinin giderilmesi için kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine ve başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Öne çıkanlar

  • Kapalı görüşlerin dinlenip kaydedilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı tespit edildi.
  • Mahpusun el yazısı defter ve notlarına el konulması ifade özgürlüğüne aykırı bulundu.
  • Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildi.
  • Görüşme kayıtlarına ilişkin şikâyet yönünden yeniden yargılama yapılması kararlaştırıldı.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜMİT ÖZKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/37725)

Karar Tarihi22/9/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL
RaportörAli Erdem ŞAHİN
BaşvurucuÜmit ÖZKAN

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; nakil geldiği ceza infaz kurumuna getirdiği deftere el konulması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, ihlal iddialarına konu ettiği olay ve idari uygulama tarihleri itibarıyla ceza infaz kurumunda bulunmaktadır.

3. Somut olayda başvurucu, kapalı görüşlerin dinlenerek kaydedilmesi uygulamasının kaldırılması ve elde edilen kayıtların silinmesi talebiyle Diyarbakır İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 19/10/2020 tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde öncelikle 9/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 66. maddesi uyarınca telefon görüşmesinin dinlenerek kayıt altına alınabildiğini belirtmiştir. Ardından kapalı görüşlerde de telefonla görüşme yapıldığından bahisle ilgili hükmün kapalı görüşler yönünden uygulanabilir olduğunun altını çizmiştir. Nihayetinde kurum güvenliğinin tesisi ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla görüşmelerin kayıt altına alınması gerektiği sonucuna varmıştır.

4. Başvurucu, yukarıda ifade edilen sürecin haricinde 14/9/2020 tarihinde Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Diyarbakır 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini ve yanında getirdiği defter ve notlara el konulduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, el konulan eşyalarının kendisine teslim edilmemesi üzerine İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur.

5. İdare, şikâyet dilekçesine eklediği üst yazısında el koymanın Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (CTE) "el yazması defterlerin içeriği ne olursa olsun veya hangi amaçla/yöntemle/yolla getirilmiş veya gönderilmiş olursa olsun kurumlara kabul edilemeyeceğine" ilişkin 21/8/2020 tarihli yazısı uyarınca alınan idari karara istinaden yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca anılan yazıda el konulan eşyaların başvurucuya ait adres ve telefon bilgileri ile yazmış olduğu mektup, şiir ve öykülerden oluşan defterler ile okuduğu bilim, felsefe ve tarih kitaplarından aldığı notlardan oluştuğunu ifade etmiştir.

6. İnfaz Hâkimliği, CTE yazısı ve 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 8. maddesi uyarınca başvurucunun el yazması defterlerini ve notlarını ceza infaz kurumunda bulundurmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle 19/10/2020 tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar vermiştir.

7. Başvurucu, infaz hâkimliklerinin söz konusu kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurmuştur. Ağır ceza mahkemeleri, kararların usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek itirazları reddetmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararları 12/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı ile Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu, ceza infaz kurumunda yaptığı kapalı görüşlerdeki konuşmalarının dinlenerek kaydedilmesine ilişkin yargı makamlarına yaptığı şikâyet ve itirazın reddedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevap vermemiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Eşref Köse ([1. B.], B. No: 2017/38098, 3/6/2020) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kapalı görüşlerde yapılan konuşmaların sistematik bir şekilde teknik araçla dinlenmesi ve kaydedilmesinin şartlarının kanunla düzenlenmediği gerekçesiyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu, nakil geldiği ceza infaz kurumundan getirdiği defterlere CTE yazısı uyarınca el konulduğunu ve bu uygulamanın yasal dayanağı olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, bunun yanında elkoyma işleminin içerik incelemesi yapılmaksızın gerçekleştirildiğini vurgulamıştır. Başvurucu, son olarak hukuk fakültesi öğrencisi olduğunu ve el konulan dokümanlar arasında ders notlarının da bulunduğunu belirterek eğitim hayatının bu durumdan etkilendiğini ifade etmiştir. Nihayetinde yargı makamlarına yaptığı şikâyet ve itirazın reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, bilim ve sanat hürriyetinin, eğitim hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Başvuru, ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Somut olaya konu müdahalenin CTE yazısı uyarınca yapıldığı ve bu yazıda 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesinden söz edildiği görülmektedir. Yargı sürecinde ise bahse konu CTE yazısının yanı sıra Yönetmelik'in 8. maddesine de yer verilerek müdahalenin hukuka uygun bulunduğu anlaşılmaktadır (bkz. §§ 5, 6)

17. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Bişar Bilen ve diğerleri ([GK], B. No: 2019/789, 19/2/2026) kararında nakil sırasında veya posta/kargo yoluyla gelen ya da arama esnasında ele geçen süreli ve süresiz yayınlar ile çeşitli dokümanların muhafaza edilerek teslim edilmemesi şeklindeki müdahalelerin yasal dayanaklarını detaylı olarak incelemiştir. Bu çerçevede 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin ve buna dayanılarak oluşturulan ikincil mevzuatın mahpuslara ait el yazısı dokümanlara veya mahpuslara gelen ya da onların gönderdiği süreli veya süresiz yayınlara herhangi bir koşul altında el konulmasını öngörmediği, dolayısıyla da somut karara konu olaylarda başvurucuların ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

19. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

20. Başvurucunun hâlen ceza infaz kurumunda bulunduğu anlaşıldığından özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine ilişkin hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

21. Öte yandan ifade özgürlüğü yönünden varılan sonuç itibarıyla hâlihazırda ceza infaz kurumu idarelerinin kurumun düzen ve disiplinini temin bakımından mahpusların süreli veya süresiz yayınları veya dokümanları da dâhil olmak üzere eşyasına elkoyma yetkisine ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmadığından derece mahkemeleri tarafından yeniden yargılama yapılması yoluyla ihlalin giderimi mümkün olmayacaktır.

22. Sonuç olarak somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Buna göre eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlallerin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararları karşılığında başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine; başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. 1. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Kararın bir örneğinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2020/4822, K.2020/5005) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. İfade özgürlüğünün ihlali bakımından kararın bir örneğinin bilgi için Diyarbakır 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2020/5202, K.2020/5463) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.