0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Karar · Bireysel başvuru

Uzun süren ihtiyati tedbir mülkiyet hakkını ihlal etti

AYM, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin yaklaşık dokuz yıl sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

B. No: 2021/24911Karar tarihi: 22.09.2026Birinci Bölüm

Esas (İhlal)

Anayasa Mahkemesinin başlığıErtan Yörük Başvurusu

Başvuru, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada başvurucunun taşınmazı üzerine konulan ihtiyati tedbirin uzun süre kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını konu almaktadır.

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkını kısıtlayan bir tedbirin ölçülü sayılabilmesi için kapsamı ve süresi bakımından orantılı olması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, tedbirin makul olmayan bir zaman boyunca sürmesinin mülkiyet yetkilerini belirsiz biçimde askıya alarak mülk sahibine aşırı bir külfet yüklediği ifade edilmiştir. Somut olayda yaklaşık dokuz yıl devam eden tedbirin orantısız olduğu sonucuna varılarak Anayasa'nın 35. maddesinde teminat altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

Mahkeme, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından giderim olarak başvurucuya net 80.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiş, yeterli bilgi ve belge sunulmayan maddi tazminat talebini ise reddetmiştir.

Öne çıkanlar

  • Taşınmazdaki ihtiyati tedbirin yaklaşık dokuz yıl sürmesi mülkiyet hakkını ihlal etmiştir.
  • Tedbirlerin ölçülü olabilmesi için kapsam ve süre itibarıyla orantılı uygulanması zorunludur.
  • Başvurucuya net 80.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
  • Belgelendirilmeyen maddi tazminat istemi reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERTAN YÖRÜK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/24911)

Karar Tarihi22/9/2026
Başkanİrfan FİDAN
ÜyelerRecai AKYEL, Selahaddin MENTEŞ, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL
RaportörTahir Hami TOPAÇ
BaşvurucuErtan YÖRÜK
VekiliAv. Ercan AVCI

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil istemli davada kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin uzun süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 20/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

3. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ([GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018), İhsan Metin ([2. B.], B. No: 2015/7044, 23/1/2019) ve Şeyhmus Terece ([GK], B. No: 2017/26532, 23/7/2020) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin uygulanmasının ölçülü olabilmesi için kapsamı ve süresi itibarıyla orantılı olması gerektiği ve tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesinin mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklediği gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda 9/10/2012 tarihinde konulan ihtiyati tedbirin 26/2/2021 tarihinde kaldırıldığı görülmüştür. Yaklaşık dokuz yıl devam eden ihtiyati tedbirin süresi itibarıyla orantılı olmadığı anlaşıldığından anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

4. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı hakkında Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

5. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 500.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.

6. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzun sürmesine ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliğin ve özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğu olduğuna dikkati çekmektedir (benzer değerlendirme için bkz. Hamit Alihansoy ve diğerleri [1. B.], B. No: 2017/35581, 29/9/2020, § 66). Buna göre başvuru konusu olayda ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Olayda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından etkin giderim yolu, tazminat olarak görülmektedir. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında 80.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili yeterli bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İhtiyati tedbir kararının uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihtiyati tedbir kararının uzun sürmesi nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 80.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

Ç. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/792, K.2021/130) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — Kararlar Bilgi Bankası

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.