0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Basın duyurusu · Bireysel başvuru

Cezaevinde dokümanların alıkonulması kararı

AYM, ceza infaz kurumlarında mahpuslara ait veya gönderilen dokümanların alıkonulması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.

BB 7/26

Anayasa Mahkemesinin başlığıÇeşitli Dokümanların Ceza İnfaz Kurumlarınca Alıkonulması Nedeniyle Yapılan Başvurulara İlişkin Karar (Pilot Karar)

Başvurucular, ceza infaz kurumlarında bulundukları sırada kendilerine ait olan veya kargo yoluyla gönderilen kitap, gazete, dergi ve çeşitli yazılı dokümanların sakıncalı görülerek alıkonulması ve emanete alınması nedeniyle ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İnfaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri yapılan itirazları reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 5275 sayılı Kanun'un 35. ve 62. maddeleri ile ilgili alt mevzuatın ceza infaz kurumlarına mahpuslara ait dokümanlara el koyma yetkisi vermediğini tespit etmiştir. İlgili düzenlemelerin kuruma kabul edilmeyen yayınların akıbetine dair açık, net ve öngörülebilir bir hukuki prosedür içermediği, bu nedenle müdahalelerin kanuni dayanağının bulunmadığı vurgulanmıştır.

Mahkeme ayrıca, süreli ve süresiz yayınların cezaevine kabulüne ilişkin idari ve hukuki tedbirlerin alınmadığını, uygulamadan kaynaklanan yapısal sorunun sürdüğünü belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir.

Öne çıkanlar

  • Mahpuslara ait dokümanlara veya dışarıdan gelen yayınlara ceza infaz kurumlarınca el konulmasının kanuni dayanağı bulunmamaktadır.
  • 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesi, kuruma kabul edilmeyen yayınların nasıl muhafaza edileceğine dair belirlilik içermemektedir.
  • Yayınların kuruma kabulüne ilişkin denetim mekanizmasındaki yapısal sorunun devam ettiği tespit edilmiştir.
  • İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün işletilmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 19/2/2026 tarihinde, Bişar Bilen ve diğerleri (B. No: 2019/789) başvurusunda Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucular, olay tarihinde çeşitli ceza infaz kurumlarında hükümlü veya tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvuruculara ait ya da posta/kargo yoluyla kendilerine gönderilen kitap, gazete, dergi ve yazılı dokümanlar ceza infaz kurumu idarelerince incelenmiş; içeriklerinin terör örgütü propagandası yaptığı, müstehcen nitelikte olduğu, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya sakıncalı bulunduğu gerekçeleriyle başvuruculara verilmemesine ve emanete alınmasına karar verilmiştir.

Başvurucuların bu kararlara karşı infaz hâkimliklerine yaptıkları şikâyetler reddedilmiş, bu kararlara yönelik itirazları da ağır ceza mahkemelerince kabul edilmemiştir.

İddialar

Başvurucular, çeşitli dokümanlarının ceza infaz kurumlarınca alıkonulması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

1. Ceza İnfaz Kurumlarınca Mahpuslara Ait Dokümanların Alıkonulması Yönünden

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 62. maddesi ceza infaz kurumlarında süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkını düzenlemektedir. Buna göre hükümlüler, mahkemelerce yasaklanmamış olmak kaydıyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir. Madde gerekçesinden kurum disiplinini veya düzenini bozan ya da hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yayınların hükümlülere verilmemesi amacıyla düzenlemenin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Gerek 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi gerekse de bu maddeye dayanılarak çıkarılan alt mevzuatın ilgili hükümleri, mahpuslara ait olup ceza infaz kurumlarınca farklı yöntemlerle ele geçirilen dokümanların alınması ile ilgili olmayıp esasen mahpuslara dışarıdan gönderilen süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkına yöneliktir. Bu kapsamda bahsi geçen kanuni düzenlemelerin (5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile buna dayanak alt mevzuatın) ceza infaz kurumu idarelerine, mahpuslara ait dokümanlara elkoyma (ya da ceza infaz kurumlarınca farklı ifadelerle belirtildiği üzere muhafaza altına alma, verilmeme, alıkonulma vb.) yetkisi vermediği görülmektedir.

Diğer yandan 5275 sayılı Kanun’un 35. maddesi ve bu maddeye dayalı hükümlerde ceza infaz kurumlarındaki oda ve eklentilerde mahpuslara ait doküman bulundurulamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmadığı gibi mahpuslara ait dokümanların ceza infaz kurumlarınca herhangi bir şekilde ele geçirilmesi hâlinde nasıl bir yöntem izleneceğine dair bir düzenleme de yer almamaktadır. Dolayısıyla 5275 sayılı Kanun’un 35. maddesinin de başvuru konusu müdahaleler bakımından kanunilik şartını sağladığı söylenemez.

Sonuç olarak gerek 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin gerekse de aynı Kanun’un 35. maddesinin ve bu maddelere dayanılarak oluşturulan ikincil mevzuatın mahpuslara ait dokümanlara herhangi bir şekilde el konulmasını öngörmediği, mahpuslara ait dokümanlara ceza infaz kurumlarınca el konulmasına yönelik başkaca bir hukuki normun da ilgili mevzuatta mevcut olmadığı anlaşılmış; dolayısıyla başvuruya konu olayda başvurucuların ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

2. Ceza İnfaz Kurumlarında Yayınlara Erişim Yönünden

Ceza infaz kurumu idarelerinin mahpusların yararlanabilecekleri belirtilen süreli ve süresiz yayınları 5275 sayılı Kanun’un 3. ve 62. maddelerinde öngörülen şartları sağlayıp sağlamadığı yönünden bir denetime tabi tutması gerekir. Söz konusu denetim Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan ilkeler uyarınca yapılmalı, inceleme sonucunda yayınların kuruma kabul edilmesinin uygun olup olmadığına karar verilmelidir.

Anayasa Mahkemesince bugüne kadar süreli ve süresiz yayınlar yönünden aynı konuda çok sayıda ihlal kararı verilmesine, Recep Bekik ve diğerleri kararı ile Serdar Güzelçay ve diğerleri kararında da söz konusu alanlarda yapısal sorun tespit edilmiş olmasına karşın bu nitelikteki müdahaleler ve bunlara karşı yapılan bireysel başvurular devam etmektedir. İnceleme tarihi itibarıyla da süreli ve süresiz yayınların ceza infaz kurumlarına kabul edilmesine ilişkin mevcut sistemde uygulamadan kaynaklanan yapısal sorunun hâlen devam ettiği görülmektedir.

Nitekim inceleme tarihi itibarıyla Anayasa’nın ilgili kurallarına ve kanunların emredici hükümlerine rağmen mahpuslara süreli ve süresiz yayınların verilmesi meselesine ilişkin idari ve hukuki tedbirler alınarak bu alanda yayınların yeknesak, hakkaniyete uygun ve Anayasa Mahkemesinin öngördüğü kriterleri karşılayan bir yöntemle mahpuslara tesliminin sağlanması yönünden etkin bir denetim mekanizması kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvuru konusu olaylarda da 5275 sayılı Kanun’un 3. ve 62. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi içtihatlarında yer alan ilke ve tespitlere göre bir değerlendirmenin yapılmadığı ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda zikredilen içtihatlarında belirtilen yapısal sorunun devam ettiği görülmektedir. Öncelikle bu yönüyle başvurucuların ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Öte yandan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi dışarıdan gelen ve Kanun’un aradığı nitelikleri haiz olmayan süreli veya süresiz yayınların mahpuslara verilmemesini öngörmektedir. Bu düzenlemede yer alan mahpuslara verilmeme durumunun doğrudan ceza hukuku bağlamında elkoyma müessesesi gibi değerlendirilmemesi gerektiği kuşkusuzdur. Ancak söz konusu düzenlemede mahpuslara verilmeyen süreli veya süresiz yayınların ceza infaz kurumu idaresince nasıl bir yöntemle saklanacağı/saklanıp saklanmayacağı ya da ne gibi bir hukuki prosedürün işletileceği anılan kanuni düzenlemeden anlaşılamamaktadır. Nitekim ceza infaz kurumlarının bu tür durumlarda el konulmasına, alıkonulmasına, hükümlüye verilmemesine, muhafaza altına alınmasına, emanet dolabına alınmasına gibi birbirinden farklı ibareler içeren kararlar aldığı görülmektedir. Ancak söz konusu kararlarda yer alan bu ibarelerin hukuki olarak hangi duruma karşılık geldiği ve mahpuslara verilmeyen yayınların nasıl bir sürece tabi olduğu konusunda bir belirlilik yoktur. Buna göre, Kanun’un 62. maddesinde yer alan “Hükümlüye verilmez.” ibaresinin ceza infaz kurumlarına, mahpusların süreli veya süresiz yayınlarına elkoyma hakkı tanıdığını söylemek mümkün görünmemektedir.

Bu bağlamda müdahalenin kanuni temelini oluşturduğu değerlendirilen söz konusu düzenlemenin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olduğu söylenemez. Nitekim başvurulara konu olaylarda da yayınların muhafaza altına alınmasına, alıkonularak arşive kaldırılmasına, hükümlüye verilmemesine, emanet deposuna kaldırılmasına, talep hâlinde ailesine verilmesine gibi birbirinden farklı, hukuki sonuçları belirlenebilir açıklıkta, net ve anlaşılabilir olmayan kararlar verilmiştir. Söz konusu kararlarla yapılan müdahalelerin de 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi ve anılan maddeye dayanılarak oluşturulan ikincil mevzuatın öngördüğü normun kapsamına girmediği açıktır.

Sonuç olarak 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin ve bu maddeye dayanılarak oluşturulan ikincil mevzuatın mahpuslara dışarıdan gelen süreli veya süresiz yayınlara herhangi bir koşul altında el konulmasını öngörmediği, dolayısıyla da başvurulara konu olaylarda süreli veya süresiz yayınların başvuruculara verilmemesinden sonra süreli veya süresiz yayınların bir biçimde alıkonulması şeklindeki başvurucuların ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin de kanuni dayanağı olmadığı sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — anayasa.gov.tr

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.