0533 399 10 38 av.nisakilnamazbaygun@gmail.com
Sitede ara
Menü

Basın duyurusu · Bireysel başvuru

Etkili başvuru hakkının ihlali kararı

AYM, ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkili sağlanmadan yapılan satış sebebiyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

BB 5/26

Anayasa Mahkemesinin başlığıOrtaklığın Giderilmesi Davasında Taraf Teşkili Sağlanmadan Taşınmazın Satılması Sonucunda Uğranılan Zararın Karşılanmadığı İddiasıyla Yapılan Başvuruya İlişkin Karar

Başvurucuların murisinin hissedarı olduğu taşınmaz hakkında, murisin vefatından sonra diğer hissedarlarca ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır. Murise hayattaymış gibi tebligat yapılarak dava sonuçlandırılmış ve taşınmaz ihale yoluyla satılmıştır. Satıştan yaklaşık on yıl sonra durumdan haberdar olan başvurucuların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, taraf teşkili sağlanmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Yeniden yapılan yargılamada mahkeme, parselin başka bir taşınmazla tefrik edildiği ve temyiz edenlerin bedeli aldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş, bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, her ne kadar Yargıtay kararıyla ilk hüküm ortadan kaldırılmış ve başvurucular davaya şeklen dâhil edilmişse de ileri sürülen iddia ve itirazların uyuşmazlığın esasına etki etmediğini değerlendirmiştir. Başvurucuların dava ve satış sürecinden haberdar edilmeyerek itiraz imkânından yoksun bırakıldığı, satış bedelini zamanında tahsil edemedikleri ve yargılama sürecinin oluşan zararı pratikte gidermediği belirtilmiştir.

Mahkeme, devletin hak arama mekanizmalarını fiilen işler kılma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayarak Anayasa'nın 35. maddesinde korunan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Öne çıkanlar

  • Ortaklığın giderilmesi davası, vefat etmiş muris adına tebligat yapılarak başvurucuların yokluğunda yürütülmüş ve taşınmaz satılmıştır.
  • Yargıtayın bozma kararına rağmen yerel mahkemece uyuşmazlığın esasına ilişkin karar verilmeyerek dosya sonuçlandırılmıştır.
  • Başvuruculara usule ilişkin eksiklikler nedeniyle oluşan zararlarını telafi edecek pratik ve etkili bir hukuki yol sağlanmamıştır.
  • AYM, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yayımladığı resmî metni göster

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 16/12/2025 tarihinde, Aynur Ceylan ve diğerleri (B. No: 2020/36883) başvurusunda Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucuların 1985 yılından vefat eden murisinin hissedarı olduğu taşınmaz için taşınmazın diğer paylı malikleri 1998 yılında ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Söz konusu davada muris hayattaymış gibi kendisine tebligat yapılarak yargılama sonuçlandırılmış ve taşınmaz 19/6/2000 tarihinde ihale edilerek satılmıştır.

Başvurucular satış tarihinin üzerinden on yıl geçtikten sonra temyiz dilekçesi sunmuş ve taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılarak taşınmazın satılması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir. Temyiz talebini inceleyen Yargıtay dairesi 19/1/2011 tarihinde, başvurucuların murisi davadan evvel öldüğü hâlde başvurucular davaya dâhil edilmeksizin karar verilmesi nedeniyle kararı bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada bilirkişilerce taşınmaz hissesi için belirlenen bedelin başvuruculara ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Sulh hukuk mahkemesi ise taraf teşkilinin sağlandığı, dava konusu parselin başka parselle tefrik edilerek tapu kaydından silindiği ve temyiz edenlerin parasını aldığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucular kararı temyiz etmiş, bozmaya uygun şekilde davanın esası hakkında bir karar verilmediğini ve bilirkişi raporunda belirlenen bedel dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Anılan temyiz talebi, Yargıtayın farklı bir dairesince incelenmiş ve karar hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

İddialar

Başvurucular; ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkili sağlanmadan taşınmazın satılması sonucunda uğranılan zararın karşılanmaması ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Somut olayda başvurucular, yaklaşık on yıl sonra ortaklığın giderilmesi davasından ve taşınmazın satışından haberdar olup ortaklığın giderilmesi davasında verilen karara karşı kanun yoluna başvurabilmiştir. Söz konusu başvuru üzerine Yargıtay, mahkemenin ilk kararının usule aykırı olduğunu tespit etmiş, böylece ihalenin dayanağı olan mahkeme kararı ortadan kalkmıştır.

Bununla birlikte bozma sonrasında sulh hukuk mahkemesince ortaklığın giderilmesi talebine yönelik verilmiş yeni bir karar yoktur. Başvurucuların taraf olarak ortaklığın giderilmesi davasına şeklî olarak katılımı sağlanmış olsa da bu süreçte ileri sürdükleri iddia ve itirazların davanın esasına yönelik hiçbir etkisi olmamıştır. Dolayısıyla satış kararının dayanağı olan sulh hukuk mahkemesi kararının usule aykırı olduğuna ilişkin hukuki tespit de anılan kararın bozularak teorik olarak satış işleminin dayanağının ortadan kalkması da bozma sonrası verilen karar nedeniyle pratikte başvurucuların mağduriyetini giderme noktasında bir sonuç doğurmamıştır.

Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında davanın lehe sonuçlanmasını sağlama yönünde bir yükümlülüğü bulunduğundan söz edilemeyeceği açıktır. Bununla birlikte bir davada taraf olabilmeye ve dava sonunda verilecek kararın uyuşmazlığın çözümünü sağlamasına imkân tanıyan uygun hukuki mekanizmaların kurulması, bu hukuksal yol ve mekanizmaların somut olarak işlerliğinin sağlanması devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.

Ortaklığın giderilmesi davasının teorik olarak paylı veya el birliği hâlinde malik olunan mallardaki ortaklığın giderilmesi için etkili giderim sağlama kapasitesi bulunduğu açıktır. Ancak somut olayda, dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan muris hayattaymış gibi tebliğ yapılarak taşınmazın satıldığı, bu süreçte başvuruculara dava ve satışa ilişkin işlemlere herhangi bir itiraz hakkı da tanınmaksızın dava ve satış işlemlerinin sonuçlandırıldığı görülmüştür. Başvurucuların lehine verilen bozma kararı ise somut bir sonuç doğurmamıştır. Ayrıca davadan haberdar edilmeyen başvuruculara ait taşınmazın satıldığı ve bedelin hesaba yatırıldığı ifade edilmekle birlikte başvurucuların kararı temyiz ettiği tarihe kadar bu bedeli aldıkları da ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla davada taraf olarak iddia ve itirazlarını sunma imkânından yoksun bırakılan başvurucular bir de bedeli zamanında tahsil edebilme imkânından mahrum bırakılmıştır. Teorik olarak taşınmazlardaki ortaklığın giderilmesi için etkili bir giderim sağlama kapasitesi bulunan ortaklığın giderilmesi davası hukuk yolu başvurucuların zararlarının giderilmesi açısından pratikte başarı şansı sunmamıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

Kaynak

T.C. Anayasa Mahkemesi — anayasa.gov.tr

Resmî metni kaynağında aç →

Özet, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metne dayanılarak hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Resmî metin, 5846 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kaynak gösterilerek sayfada değiştirilmeden yer almaktadır; bağlayıcı olan, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metindir.